Aşkımız, yanlış kararlar ve saklı kalan sırlarla sınanırken bugünler yarınlarımızı, yarınlarımız da geleceğimizi bir bir tüketti.
Zamanın hükmü, bizi alt ettiğinde ayrılık bir adım ötemizdeydi. Çünkü tek bir hayale kendimi,Bütün bir hayatımı ise her şeye feda etmiştim
Şimdi elini vicdanına koy da şöyle ne olursun sevmeyenim...
Hangi yalnızlık daha derin şimdi senden önceki mi seninleyken biriktirdiğim mi?
Söylesene sevdiğim sen hangi yalnızlıksın....
Seviyorum
Zaman cengaver bir atlı sanki,
Devirip geçiyorken ömrümün mevsimleri,
Vakitsizliğin vaktinde yokluyor seni.
Derisi yüzülen zaman,
Hayatın kendisi değil mi?
Yağmur öncesi an gibi tekliyor,
Bulut bulut akan kalbim...
Usulü aksak, bir türkü misali...
Harfler uçuşuyor adına benzer,
Sevda dokunuyor biraz da acıya benzer....
Bir misafir odası benim küçük kalbim, lakin her misafiri hemen kabul eylemez. Biraz hırçın ve mağrur, bu esrarlı mâbedin kapalı kapıları, her gelen pek giremez. Öyle bir oda ki bu, hiçbir köşesinde vuran küçük bir saat, kapıları kapalı, üstelik bir hayli loş. Bu kasvetli odaya verir bir parça hayat. Bu misafir odası, bir misafir bekliyor. Köşede duran saat vuruyor tak tik tak. Gelecek diye her an günlere gün ekliyor, öyle bir misafir ki bir daha çıkmayacak