İnsanlar birbirlerini gerçekten tanımadan, sadece görmek istedikleri taraflarını seviyorlar. Karşısındakini olduğu gibi kabul etmek yerine, kendi hayallerine uygun bir şekle sokuyorlar. Sonra o hayal yıkıldığında da ‘aldatıldım’ diyorlar. Hâlbuki aldatılan, insanın kendisidir. Çünkü kimse, başkasını tanımaya sabredecek kadar derinleşmek istemiyor.
1984’ü okurken özgürlüğün sessizce nasıl yok edildiğini fark ettim düşünmenin bile suç sayıldığı bir dünyada korkunun insanı nasıl şekillendirdiğini ürpertici şekilde okudum.
Suç ve Ceza yı okurken Raskolnikov un vicdanıyla savaşını kendimde hissettim. Suçtan çok insanın içindeki hesaplaşmanın ne kadar yıkıcı olduğunu gördüm.
Kitabı okuduktan sonra bazı dünyevi zevklerim nefsinin boş istekleri olduğunu anlıyor insan.
En etkilendiğim kısım çocuk terbiyesi bölümü çünkü terbiyenin çocuk yaşta başladığını Ahlak zorla değil örnek kazandırılacağını anlatması çok güzel bir sözü var bu konuyla ilgili “Çocuk, kendisine verilen şekli alır. Onu hayra alıştırırsan hayır üzere büyür; şerre alıştırırsan onunla helâk olur. ” günümüzün şartlarına bakınca her yetişkin biriyim bence bu kitabı okuması lazım.