Her satırını, her sayfasını tek tek buraya yazmak istediğim o müthiş eser. Biz kadınlara yol gösteren, okudukça ben nasıl bir müslümanım, Müslümanlığın neresindeyim dedirtiyor resmen insana.
Böyle güzel annelerin böyle güzel evlatları nasıl yetiştiriyorlar diyerek hayretle okudum. Günümüz ebevenlerin çocuklarına örnek olarak gösterdiği şimdiki sanatçılara inat bu güzel annelerin henüz çocuk yaşta bile örnek olarak sahabeleri göstermesi.
Ve nice küçük yaşta ama tebliğ aşkıyla yanan ve bize örnek olan o güzide kadınlar.. Yedi Güzel Kadına Abdulaziz Yılmaz
Değerli hocamın tavsiyesiyle elime aldığım, espirileri hoşuma giden çok eskiden okuduğum ve çokça güldüğüm bir kitaptı. Ama şuan okuyup aynı duyguyu tekrar yaşar mıyım bilmiyorum.
Sakin bir hayat sürdürdüğünü sanan herkesten biriydim bende. Oysa ne kadar çok acı birikmiş içinde. Kimseye derdini söylemeden sadece bir defter tutmuş kendine, sırdaş diye. Ne zordur insanın içinde fırtınalar koparken dıştan sakin görünmesi.. ah Raif efendi..
Her ne kadar uzun bir süre elimde kalmış bir kitap olsa bile mükemmel bir deneyimdi..
Yazar romanında
Bir kadının ne kadar tehlikeli olabileceğini, bir erkeğin ne denli çaresiz kalabileceğini ve saplantı hastalığının da bir çözümü olabileceğinden bahsetmiş.
İlk başta doktor Breuer'un rica üzeri Nietzsche'in migren hastalığı için onunla yakınlaşmasını konu alıyor. İkna çabaları ise yaramayınca doktor Breuer kendi hayatını anlatıp Nietzsche'in kendisini tedavi etmesini, bununla beraber Nietzsche'in de tedavi görmesini istiyor. Ama doktorun içine battığı saplantı hastalığıyla bir nevi roller değişiyor ve tedavi süreci farklı bir hal alıyor. Devamını okumakta siz değerli okuyuculara kalıyor. Kitapla kalın
Nefsini tanıyıp ona göre hareket etmek, kalbi hastalıkları bilip ona göre tedavi etmek.. Kısaca insanın manevi hayatını gözden geçirmek için çok güzel bir kitap. Uzun olmadığı için sıkmıyor kolaylıkla bitiyor. İmam Gazali gibi büyük bir âlimin kitabını okumakta ayrıca büyük bir güzellik.