Moore yatağın öbür yanında, Falco'yla karşı karşıya durdu; uzun bir süre konuşmadılar.
Falco eğilip Catherine'nin alnını öptü. Sonra doğrulunca, gözleri Moore'unkilerle buluştu: "Ona iyi bak."
"Bakacağım."
"Seni söz vermiş kabul ediyorum" dedi Falco ve odadan çıktı.
Moore Catherine'in yanındaki iskemleye oturup, genç kadının eline uzandı. Saygıyla dudaklarına götürdü. Sonra fısıltıyla tekrarladı: "Bakacağım."
Tohomas Moore sözünü tutan biriydi; bu sözünüde tutacaktı.
Kâküllerine düşen çiy tanelerini topladım sabaha karşı.
Doğan günden kırmızılar sürdüm yanağına. Saçının telinden tırnağının ucuna dek öptüm incelikle. Sonra alıp yalnızlığımı
yanıma, biraz daha tutkun, biraz daha iyimser, döndüm yeniden bıraktığın boşluklara.
Dönüp sana bakıyorum.
Gözlerin açık, sırt üstü yatmış bana bakıyorsun. Çevrende bir kan gölcüğü . Dudakların kıpırdıyor, ama hiçbir kurşunun belkemiğine saplandığını anlıyorum. Yine konuşmaya çalışıyorsun; bu kez bana ne dediğini anlıyorum:
Haydi. Bitir bu işi.
Ondan değil, kendinden söz ediyorsun.
TESS GERRİTSEN