Öğretmenlerden biri bana nasihat ediyordu. Nasihatı elbette hayli edepsizceydi ama çok öğreticiydi. Şöyle nasihat ediyordu: İnsan fazla titiz olmamalı. Aksine kurnaz ve maslahatçı olmalı. Yükselmeye bakmalı, mevkilerden faydalanmalıdır. Fark etmez, diyordu ki aslında bir şey olmayan bu sakal insanı bazen maslahat gereği eşeğin arkasına sokar. Sırf maslahat icabı. Güzel. Sonra onu getirir, sabun ve şampuanla yıkar ve parfüm döker. Sakal olur bir esas. Hiçbir problem yoktur. Hiçbir yerde kırılmaz. Artık işi de yolundadır. İşte bu yaşama felsefesidir. Fakat tek kötü yanı çirkin bir şekilde ifade edilmiş olmasıdır. Yoksa biz bundan daha çirkin işler yapıyoruz.
Kur'an'a psikoloji ile bakmak" adından da anlaşılacağı üzere Kur'an'a psikoloji perspektifinden bakmak, kur'an'dan istifade imkanlarını arttırmaya yarar niteliktedir.Kitabın belirttiği en önemli husus Kur'an kıssalarının yalnızca geçmişe dair bilgi haber ve ibret kaynağı olmak gibi işlevler taşımadığıdır. Kitapta hz. Yusuf ,Hz.Musa ve Firavun diyalektiği ile ilgili ayetlerin içerdiği mesajları insan psikolojisi açısından ele alarak, ilim ve hikmetle söz söyleyen peygamberlerin kullandıklari meteforların inceliklerini tefsirlerden iktibaslar ile okurlara sunmuştur. Kitabı sevdim fakat dikkatli okuma adına bir haftaya yaydığım bir kitap oldu. Bence hz. Musa kıssasındaki Hızır ile yolculuğun da psikolojik açıdan ele alınması kitaba değer katacaktı.
Aslında Kant’tan çok önce Gazzâlî,duyu, akıl ve sezgi şeklindeki sırasıyla daha güvenilir olan bilgi kaynağını araştırma çabası, metafizikle ilgili aynı epistemolojik kaygıyı taşımaktadır.
"İnanca yer açmak için bilgiyi bir kenara bıraktım" Kantın metafizik için bilginin yeterli olmadığı görüşü Gazzali ile paralel. ikisi de hep orta yol aramış Gazzali huzuru tasavvufta bulurken Kant'ta bunu ahlakın temelinde bulmaya çalışmış..
Bu güzel kıyasınıza şöyle bir ekleme yapabilirim: Kant, Tanrı’yı ahlakın meyvesi olarak görür. Bu dünyada sergilenen her erdemli duruşun mutlulukla ödüllendirilmediğine şahit oldukça, erdemliler için adil bir hayatın ve o hayatı var edecek bir Tanrıdır der. Böylece ahlak, ucu Tanrı’ya çıkan bir yola dönüşür...
Kitaba başlamadan önce içindeki teşekkür kısmını okuyup, yazarın kimlere minnet duyduğunu analiz ederek yazarın ruh halini okumak ,Yazar kime minnettarsa, o kitabın ruhu oradadır bence. :)) Bir de okuyacak fırsatım olmasa bile o kitabın her yeri benimle gezmesinin verdiği mutluluk hissi...
Kitap okurken hepimizin dışarıdan garip görünen o tuhaf takıntıları vardır. 📖👀
Benimki, yeni kitabın sayfalarını havalandırıp o taze kağıt kokusunu içime çekmeden asla ilk cümleye geçememek!
Peki sizin 'Bunu bir tek ben mi yapıyorum?' dediğiniz garip okuma alışkanlığınız ne?
Ayraç niyetine fiş kullananlar, son sayfayı önceden okuyanlar...
İtirafları yoruma bekliyorum! 👇😅