İçinde hep aynı cümle: "Siz gidin, ben çok yorgunum. Konuşacak çok şey, yürünecek çok yol var. Oysa ben çok yorgunum."
sayfa:18
Kendine yazıyor, sürgününde kendi içine sığınıyor dünyanın yorgunluğundan.
Ve yazdıklarıyla kendisini yine kendisi tanımlıyor;
“Neticede şu yazdıklarımda ben hem mecazlı hem de gerçekçiyim. Yani düpedüz kinayeliyim.”
sayfa:223
Eser deneme olarak yazılmış hikayelerden oluşuyor. Farklı denemeler gibi görünsede her birinde aynı arayışla arıyor kendini.
…
Sanki bir trene bin işsin gibi; Karadenizin derin sularında ruhunun derinliklerine iniyorsun. Kayboluyorsun kayıp ruhunu yollara vurarak. Yol seni bir Rusya’ya götürüyor. Bakü, İran derken bir anda Suriye’de buluyorsun kendini. Kudüs’ün kapısına gidiyorsun Aşk ile… Yolun sonuna varıp tek millete katılıp tavaf ediyorsun Kabe’yi, dilinde bağışlanma duası; bir an da fark ediyorsun kırık dökük hatıralarınla dünyayı sırtlanarak yüklenmişsin çantanı.
…
Teşekkür ediyorsun zor anında yanında olanlara, tabiata, hayvanlara.. onların dilinden dinliyorsun hikayelerini..
…
Ne söylesem tam olmayacak en iyisi keyifli okumalar.