Tanrı bir sürü yüze bürünür; ne mutlu her maskenin ardında O'nu seçebilene! Kimileyin bir bardak serin su, kimileyin dizlerimizde oynayan bir oğul, kimileyin çapkın bir kadın, kimileyin de küçük bir sabah yürüyüşü.
Kilise prensliklerini dindeki kökleşmiş kurumlar ayakta tutar. Kendine özgü bu kurumlar öyle güçlüdür ki, prenslerini -nasıl bir tutum takınırlarsa takılsınlar ve nasıl yaşarlarsa yaşasınlar- iktidarda tutarlar. Bir tek bu prenslerin devletleri vardır ama onları savunmazlar; uyrukları vardır ama onları yönetmezler. Ve devletler savunulmadıkları halde ellerinden alınmaz ve uyruklar yönetilmedikleri halde buna aldırmazlar. Ne prensle bağlarını koparmayı akıllarından geçirirler, ne de bunu yapabilirler. Öyleyse yalnızca bu prenslikler güven içinde ve mutludurlar.