Deli Tarla, Şermin Yaşar'dan okuduğum ikinci kitap. Hikaye okumayı sevdiğim için okumaktan zevk aldığım bir kitap oldu. Kitabın içinden hoşuma giden hikayelerden de kısa kısa bahsetmek istiyorum:
● İlk hikayemiz kitaba da ismini veren Deli Tarla, anneleri ölen kardeşlerin miras paylaşımı sırasında yaşadıkları anlaşmazlığı konu alıyor. Lanetli olduğunu düşündükleri deli tarlanın kime bırakılacağına bir türlü karar veremeyen kardeşlerin hayatlarına kısa bir göz attıktan sonra asıl mesele olan deli tarla ve yere düşen yıldızların hikayesini okurken "fark edilseydi böyle olmazdı" diye düşünmeden edemiyor insan. Hikayeyi daha okunur kılan da bu detaylar olduğu için bence hem başlangıç hikayesi hem de kitap ismini hak eden bir hikaye olmuş.
● Severek okuduğum bir diğer hikaye Adieu Hala, beklemenin ve gitmek istemenin bitmek tükenmek bilmeyen umuduyla her güne bir elvedayla hazırlanmanın hikayesi.
● Cebimdeki Osman'ı bayıla bayıla okudum, hikayenin içine girmek ve o antikacılarda dolaşmak istedim. Antikacılara ve hikaye uydurmaya merakı olan herkesin severek okuyacağı bir hikaye.
● Ama Öyle Olmadı, bir masalı dinliyormuş gibi okudum hikayeyi. Adının hakkını veren buruk başlayan, buruk ilerleyen ve öyle de biten bir hikaye. Çevresindeki insanlardan farklı görünen Ramiz, hayatı boyunca sürekli dışlanır. Hani hep duyarız, sıkıntılı geçen hayatlardan sonra yıldızı parlar bazı insanların, kahraman ya da başrol olurlar ya ha işte bu hikaye öyle olmuyor. Gerçeklikle bağı hem var hem yok gibi bir hikayeydi o yüzden çok sevdim, üzüldüm.
● Kamil'in Denizkızı, düşüp ayağı kalkmayı başarmış insanların varlığından dolayı kendisini yetersiz, eksik bulan ve dertsiz olmasına rağmen dertlenen bir adamla, görece daha mutlu, tasasız ve denizkızlarını gören Kamil'in hikayesi. Mutsuz ve