Ece

8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2017 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2017 00:00
--Kitap hakkında ağır spoiler içerir-- İsmi "Sevme Sanatı" olan bir kitaptan daha minnoş şeyler bekliyorsunuz, oysa aşk, cinsellik ve yalnızlıkla alakalı pek çok gerçeği yüzünüze çarpan bir kitap. Direkt konuya dalıyor yazar, sevmek bir sanat mıdır bunu soruyor size. Hepimizin sevmeye, sevilmeye ihtiyaç duyduğunu kabul ediyor ama bunu bir güdü olarak yaptığımızı söylüyor. Sevmekten ziyade sevilme tatmini aradığımızdan bahsediyor. Yeteri kadar tatmin olabilmek için de kişilerin topluma karşı sevimli, seksi, çekici rollerine büründüğünden bahsediyor. Bir bakıma kapitalizmin sadece market pazarlamasında yeri yok, tabir-i caizse insan ilişkilerinde bile kendimizi "pazarladığımızı" söylüyor. Aşk ise daha karmaşık, işin içine cinsellik giriyor. Cinselliğin iki kişilik yalnızlık olduğundan bahsediyor. Freud'a göre sevgi cinsellik temelli ama Fromm için öyle değil, daha romantik yaklaşıyor konuya. Karşı cins beğenilerimizin bile özgün olmadığından, kapitalizmin bile insan ilişkilerini etkileyip insanları birer meta haline getirdiğinden ve insanların "pazar değerlerinden" bahsediyor. Yani çekici erkek ya da kadın sizin öznel beğenilerinizden değil (siz öyle sansanız da) aslında yaşadığınız coğrafyadan, zamandan, toplumdan etkileniyor. Bu şu an sizin "Evet doğru ne var ki bunda" dediğiniz bir şey belki ama 1956 yılında yayımlanmış bir kitap için döneme göre fazla cesur tespitler içeriyor.
Sevme SanatıErich Fromm · Altın Post Yayıncılık · 20127,9bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·768 syf.··
Beğendi
·
2017 13. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2017 00:00
--Kitap hakkında spoiler içerebilir-- Kitabı kısaca özetleyecek olursam kitap her insanın var oluşundan kaynaklı endişelere odaklanan bir terapi yaklaşımını ele alıyor ve insanların var oluş kaygılarını dört temel başlık altında inceliyor. En bilindik kaygı ölüm, en kolay korkuya neden olanı da bu. Şu anda varız, ama bir gün olmayacağız ve bundan kaçamıyoruz. Bunun bilincinde olmanın verdiği korku. İkincisi özgürlük, her ne kadar olumlu bir anlam taşısa da aslında kişilerin tamamen kendi dünyasından, seçimlerinden ve hareketlerinden sorumlu olmasından kaynaklı endişe getiren bir özgürlük kavramından bahsediyor. Üçüncüsü ise yalıtım yani her ne kadar çevrenizde insanlar da olsa en sonunda o insanlarla aranızda olan boşluğunuz. O insanlar her daim yanınızda değil, olamazlar da. Var olurken tek başınızaydınız, ayrılırken de tek başınıza olacaksınız. Sonuncusu ise anlamsızlık. Yani eğer ölmek zorundaysak ve her birimiz aslında kendi dünyamızda tek başımızaysak o zaman hayatın anlamı nedir? Neden yaşıyoruz ve nasıl yaşamalıyız? Benim için oldukça dolu dolu bir kitaptı ve kapağı kapattığımda bir süre durup bir yandan köpeğimi okşadım bir yandan da boşluğa bakarak düşündüm.
Varoluşçu PsikoterapiIrvin D. Yalom · Kabalcı Yayınevi · 19991,173 okunma
9/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2017 14. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2017 00:00
--Kitap hakkında spoiler içerebilir-- Kitap ünlü psikiyatr Prof. Dr. Yankı Yazgan'ın anne babasının hikayesini konu alıyor. Yankı Yazgan'ın babası Gültekin bey 11 yaşında bir kaza sonucu görme yeteneğini yitiren, yine de azmedip Braille alfabesini öğrenerek Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni birincilikle bitiren, 28 yıl avukatlık yapan, çok iyi İngilizce bilen hatta psikoloji kitapları başta olmak üzere birçok eğitim kitabının çevirisini yapan, Altı Nokta Körleri Eğitme ve Kalkındırma Derneği'nin kurucu üyesi, kendi hayatını anlattığı Kör Uçuş kitabının yazarı, meziyetlerini yazarken yorulduğum mükemmel bir insan. Eşi Tülay hanım da her daim Gültekin bey'e verdiği destekle ve hiç kaybetmediği saygıyla karışık sevgisiyle beni çok duygulandırdı. Yetiştirdikleri o müthiş evlat da cabası. Ne yazık ki Gültekin bey 2012 yılında 85 yaşında vefat etmiş. Bulabilirsem Kör Uçuş isimli kitabını alıp onu da okumayı düşünüyorum.
Hukuk
Onlar Benim KahramanımDoğan Cüceloğlu · Remzi Kitabevi · 20111,061 okunma
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2018 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2018 00:00
Masalların cinsiyetçi yaklaşımıyla ilgili detaylı bir inceleme. Prens tarafından kurtarılmayı bekleyen prensesin aslında kadınlara verdiği "Kadınlar kurtarıcı bir erkeği olmadan hiçtir, kadınlar acizdir" mesajı; Pamuk Prenses, Uyuyan Güzel gibi masallarda verilen bekaret mesajları gibi farklı bir açıdan bakabildiğiniz detaylı bir sosyolojik analiz yapılmış.
İlişkiler
Masallar ve Toplumsal CinsiyetMelek Özlem Sezer · Evrensel Basım Yayın · 2011685 okunma
Margaret Mead, kadınların tarih boyunca özgürlüklerinin, ekonomik varlıklarının, kendi çocukları üzerindeki haklarının hep erkeklerle kişisel ilişkilerine bağlı kaldığını anımsatır. Mead'e göre güvenceden yoksun kadının, gerekli ekonomik ve toplumsal nesnelerin sağlayıcısı erkekle ilişkisindeki endişe, eğer böyle görünmek isteniyorsa kadınları "kıskanç cins" yapmıştır. Bu nedenle kadın yalnızca kocasına değil, oğluna karşı da kıskançtır. Çünkü oğlan çocuk hem itibarını, hem de geleceğe karşı güvencesini sağlayan; aynı zamanda sorunlu ailelerde kocasının yerine sosyal ihtiyaçlarını gideren, iltifatlarıyla anneyi sevgili gibi şımartan, düğünde cenazede ona eşlik eden partneridir. Bu anlamda anne-çocuk, gelin-kaynana ilişkisini düzeltmek için önce evlilik ilişkisini normalleştirmek gerekir. Masallarda da genel olarak, dul kalan kaynanaların gelinine karşı daha kıskanç olduğu söylenebilir. (...) Ebeveynlerin bir çocuğa daha düşkün olması, onu kendi tarafında tutmaya muhtaçlığı, çocuğun yitik eşin işlevlerini yüklenmesine kadar varır.
Sayfa 81 - Evrensel Basım Yayın·Kitabı okudu
İlişkiler