Moledro

Moledro
@Astrophe
Tanrı'nın kendisiydi günlük işinden sonra yılan kılığında Bilgi Ağacı'nın altında uzanan: Böyle çıkarıyordu Tanrı olmanın yorgunluğunu... Her şeyi pek de güzel yapmıştı. Tanrı'nın yedi günde bir olan aylaklığıdır şeytan olsa olsa, başka bir şey değil..
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Kurtulmuştum "kitaptan, artık yıllar boyu hiçbir şey okumadım, -bu, şu ana dek en büyük iyilikti kendime yaptığım! -Hiç durmadan diğer benlikleri dinlemek -başka ne olabilir ki okumak?- yüzünden iyice dibe göçmüş, sesi soluğu çıkmayan o derinlerdeki benliğim ağır ağır uyandı, önceleri çekingen ve kuşkucuydu, ama sonra yeniden konuşmaya başladı. Hayatımın o en hasta, en acılı günlerinde kendimden duyduğum mutluluğu başka hiçbir zaman hissetmedim.
Bir sabırsızlık çöktü üstüme kendime karşı. Kendimi toplayıp ayılmam için vakit gelmiş de geçiyordu. Bir anda dank etti kafama o güne değin nasıl boşuna harcadığım zamanımı, ödevimle karşılaştırılınca filologluğumun nasıl işe yaramaz, nasıl rastgele olduğu; hem de korkunç bir açıklıkla. Utandım bu hatalı alçakgönüllülüğümden...
Tanrıtanımazlığı bir sonuç olarak, hele olay olarak tanımıyorum : bu sadece içgüdümden ileri gelir. Üstünkörü bir cevapla yetinemeyecek kadar aşırı meraklı, sorgucu ve kendini beğenmişim. Tanrı biz düşünürlere karşı bir kabalıktır; üstünkörü bir cevaptır, -hatta aslına bakarsanız üstünkörü bir yasaktan ibarettir bizlere.
Yetenekli, verimli, özgür yaradılışlar, daha otuz yaşlarında "zarar görene dek okumuşlar", kibrit gibi olmuşlar artık; kıvılcım, -“düşünce verebilmeleri için sürtülmeleri gerek. -Sabahın köründe, gün başlarken, dinç ve gücünün şafağında iken, bir kitap okumak, -buna ayıp derim ben!