Moledro

Moledro
@Astrophe
Salgın Hastalıklar
İnsanoğlunun başına gelmiş olan talihsizlikler arasında salgınlar canlı bir anı bırakmıştır. Salgınların başlangıcı bir doğa felaketi kadar anidir ama örneğin deprem genellikle birkaç kısa sarsıntıdan sonra sona ererken, bir salgın hastalık aylarca ya da bütün bir yıl sürebilir. Deprem yapacağı en büyük kötülüğü bir darbede yapar, bütün kurbanları aynı anda yok olur. Öte yandan, vebanın biriktirici bir etkisi vardır. Başlangıçta yalnızca birkaç kişi hastalığa tutulur, sonra vakaların sayısı artar.Ölüler her yerde görülür; kısa sürede yaşayanlardan çok göze çarpar. Bir salgının nihai sonucu depreminkiyle aynı olabilir ama salgında insanlar ölümün yaklaştığını görürler; ölüm tam gözlerinin önünde yer alır.
Sayfa 295
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Cesetlerin oluşturduğu bir yığını yaratan üç önemli ve bildik fenomen vardır. Bunlar birbiriyle yakından ilişkilidir; bu yüzden de farklılıklarını çözümlemek önemlidir. Bu fenomenler şunlardır: savaş, kitlesel intihar ve salgın. Savaşın hedefi düşman ölülerden bir yığın oluşturmaktır. İnsanın kendi halkının sayısı karşılaştırmalı olarak daha büyük olsun diye yaşayan düşmanların sayısı azaltılacaktır. Kendi halkını oluşturan insanların bazılarının da bu süreç sırasında yok olması kaçınılmazdır ama arzulanan bu değildir. Hedef, düşman ölülerinin oluşturduğu bir yığındır ve her savaşçı bu hedefe ulaşmak için kendi kol kuvvetiyle etkin bir çaba gösterir. Kitlesel intiharlarda bu faaliyet insanın kendi halkına karşı döner. Erkekler, kadınlar ve çocuklar, sonunda kendi ölülerinin yığınlarından başka hiçbir şey kalmayıncaya kadar, birbirlerini öldürürler. Bu yok etme eyleminin tamamlanması ve düşmanın eline geçecek hiçbir şeyin kalmaması için ateş kullanılır. Salgında sonuç kitlesel intiharınkiyle aynıdır ama salgın istemli değildir ve bilinmeyen bir güç tarafından dayatılmış gibi görünür. Hedefe ulaşmak daha uzun zaman alır; insanlar sıradan bütün ilişkileri feshederek korkunç bir beklenti içinde yaşarlar.
Güncel çerçevemiz içinde aşk nesnesi ya da bağ nesnesi, ancak ruhsal olarak tatmin eden ve en azından ruhsal olarak hakkımızın olduğu bir nesneden ziyade, alınıp satılan, değiş tokuş edilebilir bir nesneye dönüşmüştür. Böylesi bir çerçevede ilişkinin ötekisine , yakınımıza yönelttiğimiz arzu da yitip gider. Arzu, aşka özgü olan arzunun arzusu olarak değil, gerçeklik nesnesine duyulan arzu olarak yapılanır.