"Seninle tekrar görüşebilir miyiz?" diye sordu. Sesinde sevimli bir gerginlik vardı.
Gülümsedim. "Tabii."
"Yarın olur mu?"
"Sabırlı ol, çekirge," diye nasihat verdim.
"Aşırı istekli görünmek istemezsin."
"Evet zaten o yüzden yarın dedim," dedi. "Seni bu akşam yine görmek istiyorum ama tüm gece ve yarının büyük bir kısmını beklemeye razıyım." Gözlerimi devirdim. "Ciddiyim," dedi.
Konsolda duran kitabı aldım. "Bunu bitirdiğimde seni arasam olmaz mı?"
"Ama cep telefonu numaram sende yok," dedi.
"Kitabın içine yazdığından şüpheleniyorum."
O şapşal gülümseme yüzüne yayılıverdi.
"Bir de birbirimizi tanımıyoruz diyosun."
Kötü ya da yoğun günlerinizde bile alışkanlığı gerçekleştirmek için adım atmanın ne kadar değerli olduğunun farkında değilsiniz. Kayıp günler size başarılı günlerin yardımcı olduğundan daha fazla zarar verir. 100 dolarla başlarsanız %50'lik bir kazanç sizi 150 dolara ulaştırır ama 100 dolara geri dönmeniz için %33'lük bir kayıp yeterlidir. Başka bir deyişle %33'lük bir kayıptan kaçınmak da en az %50'lik bir kazanç sağlamak kadar değerlidir.
Sıklıkla alışkanlıklarımız konusunda ya hep ya hiç döngüsüne düşeriz. Sorun tökezlemek değildir; sorun bir şey kusursuz yapamayacaksınız hiç yapmamanız gerektiğini düşünmektir.