Bazen keşfette gezinirken bazı noktaları net fark ediyorum.
Aynı popüler kitaplar elden ele dolaşıyor; incelemeler benzer, yorumlar neredeyse aynı.
Gerçek bir eleştiriye pek rastlamıyorum.
Bir kitabı kötü bulmak neredeyse söylenmemesi gereken bir şey gibi duruyor.
Oysa bir metni beğenmemek de, yarım bırakmak da, bazı yerlerinde durup sorgulamak da okumanın içinden geliyor bana göre.
Bazen insanlar elestirmeyi bilmedikleri için değil, eleştirmekten çekindikleri için susuyor gibi geliyor.
Bir kitap çok övülüyorsa, ona mesafe almak riskli sayılıyor sanki.
Yanlış anlaşılmamak, linçlenmemek için aynı cümleler tekrar ediliyor.
Bu yüzden bana yapmacık geliyor.
Kitaplar sadece tüketilsin diye degil, içsellestirilsin, düşünülüp tartışılsın diye var.
Beğenmediğimiz yerleri dile getirebilmek, bazi noktalarını eleştirebilmek de bunun bir parçası.
Ayni kitabı farklı açılardan çekmek yerine, belki biraz daha durup gerçekten ne hissettigimizi söylemek daha kıymetli olurdu.
Popüler kültürün övgülerine güvenmemem gerektigini bir kez daha kanıtlayan bir kitap daha...
Eserin adının "Masumiyet Müzesi" olması ise ayrı bir ironi; zira hikâyede masumiyete dair en ufak bir iz bile yok.
Romantik bir hikâye kisvesi altında sunulan bu anlatı, aslında bu yaklaşımın cinsiyetçi ve dar bir zihniyeti okura dayatmasından ibaret.
Kadınları, ahlaki seçimlerine göre kategorize edip onlari 'daha özgür', 'avrupai' ya da 'cesaretsiz' diye sınıflandıran bir bakış açısı asla kabul edilemez.
Anlaşılan o ki, modern ve çağdaş olmayi oldukça yanlış anlayip yorumlamış yazarımız...
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma