Dağların eteklerindeki ormanlarda kimi ürküten kimi neşelendiren bin bir sesin arasında yürürken bir pınar çıkıverir bazen insanın karşısına. Pınarın küçük sesleri bir anda ormanın koca gürültüsünü duyulmaz kılar. Sadece berrak suyunu küçük şırıltılarını ve serinliğini duyarsınız. Kitaplar da pınarlar gibidir. Yaşamın gümbürtüsü içinde bize sessizliği sağlarlar. Sessizlik olmazsa yorgunluklardan, gerilimden, huzursuzluk ve korkularımızdan kurtulamayız.
Hayatın bir felaketten sonra daima bir saadet verdiğini, o güzel atasözünün söylediği gibi, ayın on beşi karanlıksa, on beşinin mutlaka aydınlık olacağını bilmiyor değildim.
Jonas Boka gözlerini sıraya dikmiş düşünüyordu. Basit çocuk ruhunda derinden derine bir şeyler değişiyordu:
Hayata dair, hani içinde hepimizin bazen kederli ,bazen neşeli köleler olduğumuz hayata dair bazı gerçekleri kavramaya başladığını hissediyordu...