•P

Puan vermedi·104 syf.··
2023 40. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2023 23:15
En etkilendiğim kitaplardan birisi diyebilirim. Tolstoy’un hayatın anlamını arama ve bulma amacıyla sorduğu soruların cevaplarını bulabilmesi için geçirdiği o süreci okuyoruz bu kitapta. Hayatın anlamını arayıp bulmaya çalışırken önce kendini sorguluyor, kendine sorular yöneltiyor ardından topluma ve burdan da dini sorgulamaya ve incelemeye başlıyor. Kitaptan bir tasviri örnek vermek isterim: Tolstoy hayatın anlamını arayan ve bu koşulda varlıklarını sürdüren insanları 4 gruba ayırır ve bunu da ejderha-bal-fare-insan dörtlemesiyle çok güzel bir şekilde aktarır. Kısaca özetlemek gerekirse, bir çukurun dibinde bir ejderha, bir ipe asılı insan ve o ipin ucunda bir bal ancak bu ipi kemiren bir fare... İnsanı da bu anlamsızlığın içinde o ipe tutunan birisi olarak tasvir ediyor. Hayattaki anlamsızlıklara, kötülüklere ve mutlak sondan kaçamayacağımız bir ölüme rağmen (ki bunları ejderha ve fare olarak tasvir eder), biz insanları da o ipe tutulu bir halde o balı yemeye çalışır olarak tasvir ediyor. Yani hayatın bu anlamsızlık, kötülük ve ölüm kavramlarına rağmen, hayattan keyif almaya çalışıp o balı hala uzanarak yemeye çalışmak...Bal da büyük ihtimalle hayattaki zevkleri, mutlulukları ve keyfi simgeliyor. Ancak bu denklemde ejderha ve fareyi fark etmesine rağmen hayatı sürdüren insanları yani bal yemeye devam eden insanları ilk grupta epikürosçular olarak adlandırır, ikinci grupta ejderha ve farenin olmasına rağmen bal yemenin anlamsız olduğunu ve bu yüzden hayatın yaşamaya değer olmadığını zanneden insanları da ikinci gruba alır. üçüncü grupta bal ve ejderhanın olmasını fark etmelerine rağmen yaşamaya çalışan ancak bu anlamsızlık içinde ezilen insanları tasvir eder ve Tolstoy kendini de bu gruba alır. Son grupta da cahiller yani ne balın ne ejderhanın veya ne de farenin
Felsefe
İtirafLev Tolstoy · İş Bankası Kültür Yayınları · 202229,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
On küçük zenci-Agatha Christie
10/10
·191 syf.··
2023 27. kitabı
Agatha Christie ile ortaokul yıllarımda tanışmıştım ve kendisine ve kalemine bu kitabı okuduktan sonra (ilk okuduğum kitabıydı) hayran olmuştum. Kitap okuma alışkanlığıma bir ivme katan bir kitaptır on küçük zenci. Bunda polisiye-gizem türü roman sevmemin büyük bir etkisi de olduğunu düşünüyorum tabii:) Çocukken okuduğumda çok etkilenmiştim. Neyse asıl konuya dönecek olursak, kitapta bol ters köşelerin olduğu ve kitabın sonlarına gelince en büyük ters köşeyle karşılacağınız bir olay sizi bekliyor. Genel olarak da zaten olay örgüsü bir hayli gizemli ve esrarengiz. Farklı yerlerde yaşayan insanlar aynı kişiden, adada olan bir malikaneye davet mektubu alıyorlar. Bunun üzerine birkaç gün sonra tek tek eksilmeye, öldürülmeye başlıyorlar. Olayları çözmek isterken büyük bir kaosun, stresli günlerin ve de her zaman tetikte olmanın gerektirdiği bir sürecin içinde buluyorlar kendilerini. Tüm bu olayların, olay örgüsünün işleniş tarzı açısından bir solukta okunacak bir kitap.
Edebiyat & Roman
On Küçük ZenciAgatha Christie · Altın Kitaplar · 200643,6bin okunma
Kendime Düşünceler-Marcus Aurelius
10/10
Stoacılığa adım atmamı sağlayan ve merakımı uyandıran, stoacılık felsefesini ve görüşlerini gayet açık ve net bir dille anlatan harika bir kitap :) Gerçi Marcus Aurelius Kendime Düşünceler'i bir kitap niteliğinde yazmamış. Kendisi aynı zamanda bir Roma imparatoru olduğundan, savaş sırasında cephede ara ara yazdığı (adı üstüne) kendi düşüncelerinden, gözlemlerinden ve notlarından oluşmuş ve de günümüze kadar gelebilmiş bir eser. Altı çizilecek cümlelerin doluluğu yanısıra, kitapta verilen öğütleri ve gözlemleri hayatın pratiğine de dökebildiğimizde, bize çok şey kazandıracağını düşünüyorum.
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202428bin okunma
7/10
·560 syf.··
2023 19. kitabı
Pia mater, arachnoid mater ve dura mater serisindeki kitapların her birini okumaya başladığımda, o kadar sürükleyiciydi ve olay örgüsü o kadar merak uyandırıcıydı ki, sayfaları büyük bir merakla hızlıca çevirerek çok kısa bir sürede bitirmiştim. Okuduğum en iyi roman serisinden biri diyebilirim. Karakterler ve olay örgüsü kısmen fütüristik bir dünyada geçiyor diyebiliriz. Bir laboratuvarda ve deney merkezinde, önde gelen biliminsanları ve nüfuslu insanlar tarafından yeni bir insan ırkı yaratma çabası, kendini bulma çabası, kıskançlık uğruna başlatılan bir siber saldırı girişimi, aynı zamanda aşk, kıskançlık, her bir karakterin ustaca örülmüş olduğu gerçeği ile bu karakterlerin hırslarının, değerlerinin ve çıkarlarının çatışması gibi konuların bulunduğu ve bunların harika bir şekilde harmanlandığı bir kitap. Her ne kadar son seri olan Dura mater'i birçok soruya cevapsız olmuş gerçeğinden dolayı pek beğenememiş olsam da yine de okuması bir hayli keyifli bir kitap serisi.
Edebiyat & Roman
Dura MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 20217,7bin okunma
Virginia Woolf-Kendine Ait Bir Oda
10/10
·127 syf.··
2023 18. kitabı
Beni feminizm konusunda, kadın hakları konusunda ve ataerkil bir dünyada bir kadın olarak yaşamanın olumsuz etkileri konusunda bir hayli sarsmış, etkilemiş ve birçok duyguyu bende kamçılamayı başarmış bir kitap. Virginia Woolf zaten eserleri ve kişiliği açısından bir hayli sevdiğim ve saygı duyduğum birisi, artı bu kitabı okuduktan sonra kendisinden daha fazla etkilendiğimi söyleyebilirim. Kitap genel olarak kadınların edebiyattaki yerinin neden bu kadar az olduğunu sorguluyor. Bunun da en temel sebebi olarak tabii ki ataerkil düzen gösteriliyor, çünkü kadınlar ne zaman bir çalışma ortaya koymak istese (kitap, iş vs), onlara eril düzen tarafından, bu sana yakışmaz, bunu yapamazsın, git ev işleriyle meşgul ol gibi söylemler dayatılıyor. Kitapta da Virginia Woolf, bir çalışma ortaya koymak isteyen kadınların çoğu zaman eril egemen toplumlarca desteklenmediğini hatta hor görüldüğünü yazar ve sebep olarak da bunu gösterir. Hatta, o dönemde (20. yüzyıl) üniversitelerin kütüphanesine girmek isteyen kadınların giremediğini ve bunun onlara yasak olduğunu yazar. Yani bırakın kadınların kitap yazmasını, bir kadın olarak kütüphaneye girip okumaya veya araştırmaya çalışmak bile zormuş... Ayrıca şunu da söylemekte fayda var ki, bu dayatmaların, 20. yüzyıl dışında da, asla tahmin etmeyeceğiniz bir hayli aydın gözüken tarihte de anılan insanlar tarafından yapıldığı yazılınca, aslında eril düzen tarafından oluşturulmuş bu dayatmaların ne kadar kökleşmiş olduğu ve ne kadar sıradanlaştığı da bir tokat gibi çarpıyor yüzümüze. Şunu iyice anlıyorsunuz ki, ataerkil toplum düzeninin kökleri bir hayli sağlam ve birçok insana da bu zihniyet yerleşmiş... Dolayısıyla yazar da bunun gibi olayların kadınların önünü kestiği ve kadınların bir iş ortaya koymasını bir hayli zorlaştırdığını belirtir.
Araştırma-İnceleme
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,2bin okunma