12

12
@AyrtonSenna
Beden Eğitimi ve Spor Misyoneri
88 okur puanı
Nisan 2022 tarihinde katıldı
Oblomovluk
8/10
·622 syf.··
2026 7. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 15:51
Kitabın önsözünde de belirtildiği üzere bu kitapta önemli olan baş karakter Oblomov değil Oblomovluktur. Yazar Gonçarov başta İlya İlyiç Oblomov olmak üzere Eski Rusya’nın içinde bulunduğu durumun sosyolojik yapısını bir insan( Oblomov) üzerinden anlatmaya çalışmıştır. Bu kitap yalnızca sosyolojik bir tespit değil hastalığı teşhis ve aynı zamanda o dönemde yaşamış kişilere yapılan bir eleştiridir. Eski Rusya’yı Oblomov üzerinden gösterirken yazar, yaratmaya çalıştığı, batılılaşan Yeni Rusya’yı Oblomov’un en yakın arkadaşı Ştolts üzerinden temsil ediyor. Çok yakın iki arkadaş olmalarına rağmen iki zıt kişilik olduklarını ve birbirlerini hiç anlamayacakları gerçeğini de söyleyelim. İşin en ilginç yanlarından biri de iki arkadaşta çok farklı kişilikler olmalarına rağmen farklı zamanlarda Olga Sergeyevna adında güzel bir kadından hoşlanmaları hatta deliler gibi aşık olmaları. Genel olarak Oblomov yani İlya İlyiç’in asil bir ruha sahip, iyi bir insan olduğunu söyleyebiliriz fazlasıyla misafirperver, cömert lakin bir o kadar da uyuşuk, hayalperest, konfor alanını terk edemeyen, geleceğin belirsizliği altında ezilen ,gerçek hayattan oldukça kopuk, derebeyi olmasına rağmen karar vermekte zorlanan birisi. Derebeyleri her zaman büyük bir sıfata sahip olmuştur o dönemde, kendi nüfuzu altında yüzlerce köylü bulunmaktadır fakat Oblomov tam tersine çiftliğinden uzakta birkaç aracı ile çiftliğini yönetmeye çalışıyor aslında çalışmıyor da sadece ona gönderilen parayı alıyor desek daha doğru olur. Ştolts tam tersine belki Oblomov kadar asil bir ruha sahip değil ama düşünme ve çözüm üretme becerisi oldukça iyi, çalışkan, haklarını bilen birisi. Oblomovu değiştirme çabası takdire şayan lakin oldukça güç olduğu da aşikar. Her şeye hatta Oblomov’a rağmen dostunu düştüğü bu bataklıktan
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
Reklam
Distopya mı Ütopya mı ?
6/10
·272 syf.··
2025 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Eylül 2025 17:14
Her ne kadar bir distopya örneği gibi görünse de birçok kişi için ütopik bir yaşam vaad edebilir Cesur Yeni Dünya. Birçok insan ütopik bir yaşamın acıdan, açlıktan, üzüntüden, savaştan yani hayatı olumsuz yönde etkileyecek olan tüm olaylardan noksan gibi tasvir eder. Cesur Yeni Dünya’da bu talepleri karşılıyor aslında. Ama yapay bir toplum yaratma uğruna insanlardan aldıkları, verdiklerini hiçbir şekilde karşılayamaz. Bilanço epey ağır. Bireysel düşüncenin istenmediği, robotlaşmış, sabit fikirlerle yol yürüyen bir toplum istiyor. Mutlu olmak bir seçim değil burada. Sadece mutlu olmak da değil sanatsal, dinsel, kültürsel hiçbir faaliyet istenilmiyor. Fizyolojik ve güvenlik ihtiyacından öteye geçilmiyor Maslow’un Hiyerarşisine göre. Bu topraklarda filizlenen düşüncelerin tehlikeli olduğunu bildikleri için topraklarını ekmiyorlar, nadasa ayırıyorlar. Ancak o şekilde ileride oluşacak tehlike meyvelerinden arınabilirler. Simülasyon kısa vadede birçoğumuza etkileyici gelebilir ama uzun vadede insanın özgür düşüncesinin olmaması demek yaşamanın anlamını sorgulatacak türden olur. Gerçek yaşamdaki belirsizlik ne kadar tehlikeli görünse de özünde barındırdığı merak, insanı hayata adım attığı ilk günden beri canlı tutan, ilerlemesini sağlayan en temel içgüdü olmuştur. Bu konuya en güzel örnek Truman Show olabilir. Truman başlarda kendisi için düzenlenmiş yapay dünyada çok mutlu bir şekilde yaşamaktadır. Her gün aynı olaylar, saati saatine tekrarlanınca bir süre sonra aydınlanma yaşıyor ve bir simülasyon olduğunu anlayıp oyundan kendi isteğiyle çıkıyor. Çünkü kimse opsiyonel olmayan mutluluk istemez. Tıpkı bu dünyada var olmamızın opsiyonel olmadığı gibi. Bu yazıma Truman Burbank’ın simülasyon dünyasından çıkarken söylediği söz ile bitirmek istedim: In case I don’t see you,
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma
Bir nedeni olmalı
Puan vermedi·88 syf.··
2025 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2025 16:04
Aydınlanma Çağı’nın etkili düşünürlerinden olan Voltaire, akılcılık felsefesinin önemli temsilcilerindendir. Tanrı inancı olmasına rağmen dinlere inanmaz hatta dinlerin getirdiği katılığa da sertçe karşı çıkar. Hoşgörü ve özgürlüğün iyi savunucularındandır, şu sözü onu daha iyi tanımlamaktadır “Söylediklerinize katılmıyorum ama onları söyleme özgürlüğünü sonuna kadar savunurum.” Kitaba gelirsek, yazar, Spinoza,Epiktetos, Platon, Konfüçyüs gibi birçok filozofun fikirleri üstüne eleştirilerde bulunuyor. Kendisine doğru gelen veya gelmeyen fikirleri bizimle paylaşıyor. Kitap çok uzun değil lakin sıcak yaz günlerinde okumak ve daha da önemlisi anlamak zorlaştığından incelemeyi kısa tutabiliyorum ancak. Merakla…
1000Kitap
Cahil FilozofVoltaire · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20203,217 okunma
Yabancı
8/10
·110 syf.··
2025 14. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2025 14:47
Doğduğunuz anda öleceğiniz tescillendi ve aileniz buna deliler gibi sevindi, öldüğünüz anda size sonsuz bir yaşam verildi ve sevdikleriniz buna çok üzüldü, her doğum gününüzde ölüme biraz daha yaklaştınız fakat bu hediyelendirildi. Yukarıda yazanlar aslında acı-gerçek. Günlük hayatla kıyasladığımızda bir paradoks yaratıyor zihinde. Şimdi daha ilginç olanına rastlayacağız kitapta. Bay Meursault, belki de insanlığın yerleşik düzene geçtiğinden beri koyduğu, bu yüzden de çağdışı kalan değerlerine yabancı olduğu için yargılanacak bu kitapta. Belli bir düzende doğduğumuzda, doğamız oraya aykırı da olsa, uymak zorunda mıyız ? Hepimizin ebeveyn ölümünde ağlamamız şart mı ? Aşk ya da sevginin belli bir gösteriliş şablonu mu var ya da bu herkes de aynı mıdır ? Neden evlilik bir yaşam göreviymiş gibi yansıltılıyor hepimize ve yaş sınırlamasıyla birlikte ? Kitapta Bay Meursault hakkında çok fazla bilgiye sahip değiliz. Onun gözünden bakmamıza rağmen yazar kişi detayı yerine olayların saçmalığı üzerinde durmuş daha çok. Bay Meursault’un annesinin ölümüyle başlayan ve daha sonra gerçekleşecek bir cinayetten sorumlu tutalacak.Bu kitapta ve cenazede, topluma göre yeterince üzgün olmadığı için, sadece kişilerin vicdanında yargılanmayacak Bay Meursault, buna kitabın ileri sayfalarında rastlayacağız. Cenazeden hemen sonra, çalıştığı iş yerindeki Marie ile sevgili olması, sinemaya gitmesi, geceyi beraber geçirmeleri mahkemede savcı tarafından bir suç olarak yansıtılacak. Bunların vicdandan yoksun olduğunu belirten davranışlar olduğu öne sürülecek. Vicdan kavramının farklı tanımları olduğunu ve kişi-çevre denkleminde farklılıklar olabileceğini söylememe gerek yok. Ve sonunda idama mahkum edilir. Bay Meursault hayatın saçmalığını(absürdlüğünü) kabul edip buna kayıtsız kalıp yaşamaya
Edebiyat
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,3bin okunma
4/10
·128 syf.··
2025 15. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2025 23:38
Aileden kalan bir oteli yöneten Zebercet adındaki kişinin, zihninden geçenleri, otele gelen vatandaşların sıradan hayatlarını, otelde yaşanan olayları konu alan, otelde yaşanan bir cinayetten Zebercet’in intiharına kadar konu olan bir kitap. Şahsi görüşüm kitabın herhangi bir edebi değer taşımadığı, okunmadığı zaman kültürel anlamda herhangi bir eksiklik yaşanmayacağı kanaatindeyim. Devrik cümlelerin çok olduğu, basit kelimeler kullanılsa da yazarın cümle ve olay kurgusu oldukça dağınık, bu yüzden anlaşılması güç bir hal alıyor. Muhtemelen yazarın Aylak Adam kitabını da deneyeceğim ama bu kitapla yazarı tanımam olumsuz bir etki yarattı üzerimde.
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
Reklam