Topal hoca öğrettiği tatsız tuzsuz şeyleri bir eşekarısı gibi zırıldanıp uzattıkça, pencereden görünen masmavi gök bana hürriyetten, uçan kuşlardan, esen rüzgarlardan bahsederdi. Denizden gelen dalgalarsa, kalabalık umutlarla zengin bir denizci yaşamıyla geleceğini müjdeleyen seslerle doluydu. İşte o zaman demir parmaklıklar ardından kurtuluşu ve hürriyeti gören mahpuslar gibi gönlüm uzar, uzardı da, onun kendini denize verişi, adeta bir yalvarış, bir dua olurdu.
"Benim hayatımı yargılamadan önce benim ayakkabılarımı giy ve benim geçtiğim yollardan, sokaklardan, dağ ve ovalardan geç. Hüznü, acıyı ve neşeyi tat. Benim geçtiğim senelerden geç. Benim tanıdığım taşlara takıl. Yeniden ayağa kalk ve aynı yolu tekrar git benim gibi. Ancak ondan sonra beni yargılayabilirsin."