Romantizm ,her nedense,sulandırılmış ucuz bir duygusallıkla özdeşleştirilerek hor görülmüştür öteden beri.Oysa ben,on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısındaki İngiliz Romantik akımının bir uzmanı olarak geleceğin güzel günlerine inanan;kendi çağının çirkin gerçeklerine teslim olmayı reddeden;insanları,doğayı ve yaşamı coşkuyla seven şairleri tanımlamak için kullanıyorum”romantik “ sözcüğünü.
Evliliğe kesinlikle yanaşmıyordum.Evliliğin bana çok zor gelmesinin nedeni,yalnız yaşamaktan hoşlanmamdı.Monogam bir insandım,yani tek eşliliğe inanıyordum ama o tek eşle aynı evde oturmaya gönlüm razı değildi.Onu her gün görmek ama geceleri evimde tek başıma kalmak,tek kişilik yatağımda kitabımı okuyup tek başıma uyumak istiyordum.
Bildiğim şu ki,etten,kemikten ve bıkkınlıktan ibaret kaskatı bir gerçektim.Üstelik,gerçekliğimi bir başıma doğrulayacak ölçüde anlaşılmaz bir sıkıntıya kapılmıştım ve kendimle kendim arasında uzanan o katedilmez boşlukta yapayalnızdım.