Ayse Can

Ayse Can
Bu kitap neyi anlatıyordu; ne hissetmişim; hatırlayabilmek için kendime notlar...
Saf Bir Yürek
Puan vermedi·56 syf.··
2024 12. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2024 10:59
Gustave Flaubert’in bu kısa romanı 55 sayfa. Sıradan bir hayat süren hizmetçi Félicité’nin saf temiz iç dünyasını konu alıyor. Félicité ilk aşkından, sevgilisinin askerden kaçmak için kendisi yerine zengin bir kadını tercih etmesiyle başlıyor. Sonra büyük bir hayalkırıklığıyla işinden ayrılıp bayan Aubain’in hizmetinde çalışmaya başlıyor. Bu evi ve özellikle Aubain’in 2 çocuğunu çok seviyor. Canı pahasına da olsa onları korumak için herşeyi yapıyor. Bir öküz saldırısında canını siper ediyor. Sonrasında evin kızı ve yeğeninin başına gelenlerden sonra derin acılarla tanışıyor. Bir ömrü sıradan bir şekilde, hizmetkarlıkla geçirmiş bir kadının öyküsü. Herşeye rağmen içindeki sevgiyi yitirmemiş saf bir yürek… Aslında bu romanda bu saf yüreklilik ve iyi oluş halinden öte satır aralarında çokça sınıf farkını görebiliriz. “Biri yedi, ötekiyse ancak dört yaşındaki Paul ve Virginie, ona değerli bir maddeden yapılmış gibi geliyor, bir at gibi ikisini de sırtında taşıyordu. Sonunda Bayan Aubain, durmadan çocukları öpmesini yasakladı, bu da onu incitti. Yine de mutluydu ama. Ortamın dinginliği, üzüntüsünü eritip bitirmişti.” Félicité yeğeninden haber alamadığında çok üzülür. Bayan Aubain de kızından haber alamadığında Félicité, Bayan Aubain’i teselli etmek için kendisinin de yeğeninden 6 aydır haber alamadığını söylediğinde; “Yeğeninizden demek!, ve omuz silkerek yürümeyi sürdürdü Bayan Aubain. Söylemek istediği şuydu besbelli: “Unutmuşum! Üstelik umrumda bile değil! Bir miço, bir baldırı çıplak… Şu işe bak!.. Oysa benim kızım… Düşünün bir!” Acıyı küçümsemek, çünkü hizmetçinin acısı kendi acısıyla kıyaslanamaz değil mi? “Sonunda hanımefendi kollarını açtı, hizmetçi bu kollara atıldı ve birbirlerine sarıldılar; onları eşit kılan bir öpücükle acılarından avundular” Acıda
Saf Bir YürekGustave Flaubert · Can Yayınları · 20193,500 okunma
Reklam

Ayse Can

, bir kitap okudu
Puan vermedi·56 syf.··
7 günde okudu
·
2024 12. kitabı
Gustave Flaubert
6.6/10 · 3.500 okunma
Mutlu Olma Sanatı
Puan vermedi·56 syf.··
2024 11. kitabı
53 sayfalık 45 hayat kuralını sunan bir eser. Gerçekçi ve pesimist bir bakış açısı temelinde verilen dersler var. Kaderin herşeyin üzerinde olduğunu söylüyor, kader yalnızca sahip olduğumuz ve edindiğimiz bütün herşey üzerinde değil, aynı zamanda kolumuz ve bacağımız, gözümüz ve kulağımız, hatta yüzümüzün ortasındaki burnumuz üzerinde bile tartışmasız bir hakka sahiptir. Kaderin gücünü anlatan çok güzel bir film hatırladım bu sayede, Robert Bresson’un Au Hasard Balthazar filmi; o genç kızın ve eşeğin başından geçenleri ve kaderin örgüsünü ne de güzel anlatmış, tavsiye ederim. Bir de şurası var kitapta ne de doğru: Gamsızlar fazlasıyla mevcut anda, bazıları da (korkaklar ve tedirginler) fazlasıyla gelecekte yaşarlar; ölçüyü tutturanlar nadirdir. Azimle sırf gelecekte yaşayanlar, hep ileriye bakanlar ve yaklaşan şeylere, en başta da asıl mutluluğu getirecek olanlara sabırsızlıkla koşanlar, mecut anın tadını çıkarmadan ve farkına varmadan geçip gitmesine izin verenler; hepsi de önünde ipe bağlı saman demeti oldukça adımlarını hızlandıran İtalyan Eşeği’ne benzerler. Ölene kadar daima geçici olarak yaşarlar. Hep gelecekte birşeylere ulaşacağını umud ederek yaşamak; İtalyan eşeğine benzetmesi…İnsanı andan koparan, gelecekte yaşatan en önemli şey yoksulluktur diye düşünürüm hep; umudu, varlığı gelecekte aramak.. Oysa hayat bilgeliği anın tadını olabildiğince çıkarmaktır. Mutlu olmak için insan kendini, karakterini, güçlü zayıf yönlerini iyi tanımalıdır, kendisine yapamayacağı ödevler vermemelidir. Özfarkındalık.. Aksi halde kendimizi başkalarını örnek alıp özelliklerimize aykırı davranmaya zorlamak ıstıraptan başka birşey vermez. Ve en önemli şey karakterdir, herşeye sahip olan bir insan düşünün karaktersiz ahmak ise bunun bir değeri yoktur diye düşünüyor yazar. Sağlığı
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Can Yayınları · 202017,7bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
Beğendi
·
2024 10. kitabı
Kırgız yazar Aytmatov'un kaleminden okuduğum ilk kitap Cemile oldu. Yazarın betimleme ve benzetmeleri, toplumun ahlaki değerlerine aykırı bir aşkı bu kadar kabul görebilir bir bakışla anlatması sevdiğim kitaplardan biri haline getirdi. Kitap oldukça kısa 80 sayfa, bir o kadar da akıcı. İkinci Dünya savaşının ilk yıllarında geçiyor. Olaylar ailesi ile yaşamakta olan küçük Seyit'in gözünden resmedilmiş. Abisi askere gitmiş olan Seyit, çalışkan annesi ve askerdeki abisinin yolunu gözleyen, hayat dolu bir genç kız olan yengesi Cemile ile yaşamaktadır. Neredeyse köyün tüm erkekleri savaşa gittiğinden, savaş alanına ağır erzaklar taşıma işi köyün kadınlarına kalmıştır. Cemile'nin kayınvalidesi buna ilk başta karşı çıksa da sonrasında Cemile, küçük Seyit'i de yanına alarak erzak taşımaya başlar. Yapılacak iş oldukça ağırdır, savaştan yaralı halde geri dönen, suskun, içine kapanık Danyar da onlarla birlikte çalışmaya başlar. İlk başlarda onun bu kapalı dünyasıyla alay eden, şakalar yapan Seyit ve Cemile, gün geçtikçe bu sessiz sakin adamın ne kadar gururlu, azimli ve kendi değerli dünyası olduğunu anlayacak, yakından tanıyacak, tanıdıkça bu tavırlarından utanacaktır. Spoiler başlıyor! Zamanla Danyar ve Cemile arasında filizlenen aşka tanık olan Seyit kendisiyle ilgili de bir şeyi keşfeder. Cemile’nin Danyar’la tüm imkansızlığa rağmen askerdeki kaçmalarıyla, Cemile’nin ardından hıçkırıklarla ağlar. Aslında Cemile’nin onun çocukluk aşkı olduğunu anlar. Cemile’nin gidişiyle çocukluğunun da bittiğini bilir. Sevdiğim bazı alıntılar: “İnsan herşeyi anlatamaz, zaten kelimeler de herşeyi anlatmaya yetmez…” “Bir hastalıktan sonra ilk defa güneşe çıkmış gibi bir duygu vardı içimde.” “Ben yalnız Cemile’den ve Danyar’dan değil, çocukluğumdan da ayrılmıştım.” “Bilmediğim
CemileCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 201944,5bin okunma