Ayse Can

Ayse Can
Bu kitap neyi anlatıyordu; ne hissetmişim; hatırlayabilmek için kendime notlar...
“Körlerin çocukları da kör mü doğar?”
Puan vermedi·81 syf.··
2024 9. kitabı
Romanın başkahramanları bir rahip ve kör bir kızdır. Rahip bir gün ölmek üzere olan bir kadının olduğu bir eve çağrılır. Eve vardığında yaşlı kadın için artık çok geçtir. Kadın için dualar okur. Ancak evin bir köşesinde yere çökmüş küçük bir kız çocuğu görür. Kız kördür. Ölen yaşlı kadınsa sağırdır. Bu sebeple kızla bu zamana kadar iletişim kuran kimse olmamıştır. Pasteur dini inançları gereği kızı tek başına bırakamaz, onu himayesine alır. Karısı bu durumdan hiç memnun olmayacaktır, 5 çocuğuna ve karısına zaman ayırmayan bir adamın şimdi bu her türlü yardıma muhtaç bir kıza tüm zamanını ayırması onu çileden çıkarır. Gertrude adını taktıkları bu kız içinde boğulduğu karanlık ve kimsenin bu zamana kadar bir iletişim kurmamasından dolayı hırçın, donuk haldedir, son derece de bakımsızdır, hatta Pasteur bazen onu aldığı için pişmanlık bile duyar. Pasteur kör bir insana dünyayı nasıl öğretip yaşama katacağı ile ilgili bilgilere ulaşır, tatbik etmeye başlar, çok çabalar. Görür ki aslında kızın hiçbir akli melekesinde sorun yok. Sabrettikçe o hırçın kızın ilk tebessümleri Pasteur’ü herşeyden çok teselli eder, tüm ayırdığı zamanın ve emeğin karşılığını misliyle aldığını düşünür. Şöyle der: “çoban onu bulursa eğer, dürüstçe söyleyeyim, bu koyun kaybolmamış diğer 99 koyundan daha fazla sevinç verir.” Çocuklarının hiçbir gülümsemesi onun tebessümü kadar içini sevinçle doldurmaz. Kısa sürede çok yol kat ederler. Gertrude’un özellikle müziğe ilgisi vardır ve müzik onun dünyayı tanıması için bir araç haline gelmiştir. Kitabın adının Pastoral Senfoni olması tabi ki bir anlam taşımakta. Zira bu senfoni Beethoven’in 6. Senfonisi olarak bilinir ve doğanın güzelliklerini, huzuru anlatır. Papaz da bu eser vasıtasıyla Gertrude’a kelimelerle anlatamadığı güzellikleri anlatmaya
Pastoral SenfoniAndré Gide · Can Yayınları · 20246,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Ayse Can

, bir kitap okudu
Puan vermedi·81 syf.··
2024 9. kitabı
André Gide
7.7/10 · 6,7bin okunma
Yeni Dünya
Puan vermedi·128 syf.··
2024 8. kitabı
Sabahattin Ali’nin birbirinden acı 13 hikayesi. 1. Asfalt Yol 2. Hanende Melek 3. Çaydanlık 4. Ayran 5. Isıtmak İçin 6. Uyku 7. Selam 8. Bir Mesleğin Başlangıcı 9. Bir Konferans 10. Yeni Dünya 11. İki Kadın 12. Sulfata 13. Hasanboğuldu Beni en çok etkileyenler Isıtmak İçin, Uyku, Yeni Dünya, Sulfata ve Hasanboğuldu oldu. Hepsinde farklı duygular var. İlerde, hikayeleri hatırlamak için aşağıya kısa notlar ekliyorum. Asfalt Yol; Köylüye, bürokrasiye ve müteahhitlere eleştiri Hanende Melek; bir adamın çoluk çocuğunu karısını sefaletle başbaşa bırakıp köhne bir mekandaki şarkıcıya takıntısı, parasını heba etmesi Çaydanlık; koğuştaki ölü yakınını umursamayıp çaydanlığının peşine düşmesi Ayran; küçük bir çocuğun omuzlarındaki yük, hergün çok uzun bir yolda yürüyerek istasyona taşıdığı ağır ayran bakracı, evde annesi ve kardeşleri açlığı, sefaleti Isıtmak İçin; çamaşır yıkayarak hasta kızının karnını doyurmaya çalışan bir annenin acısını, buna rağmen ev sahibesinin çıkarcı zalim hali (bu hikaye yürekleri dağlar) Uyku; günlerce uyumayan bir kamyoncunun uykuya hasreti Selam; evli çocuklu bir adamın herşeyi bırakıp bir kumpanya kızının peşine düşmesini
Yeni DünyaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202533,7bin okunma
Yer Altından Notlar
Puan vermedi·160 syf.··
2024 7. kitabı
Herhalde bu kitabı 20’li yaşlarımın başında ön hazırlıksız okusaydım özellikle ilk bölümünde sıkılıp devam etmezdim. Deli saçması monologlar derdim bir kenara atardım. Oysa şimdi okuduğum bu zihinsel olgunluk dönemimde ve ön hazırlıkla ne kadar keyif aldığımı anlatamam. Hatta kitabı okumak bu incelemeyi yazmaktan çok daha kolay ve akıcıydı. İnceleme için ise neredeyse 1 aydır debeleniyorum. Çünkü her ne kadar kitap 151 sayfa da olsa incelemede şunları yazmadan geçmek olmaz: Dostoyevski bu romanını Rusya ne haldeyken yazdı, kendi kişisel tarihçesinde ne durumdaydı, hangi felsefi görüşlere aslında karşı çıkıyor, alt metinlerde neyi anlatmak istiyor, kitapta bu düşünceleri nerelerde hangi cümlelerde bulabiliriz vs vs… Bu kitap da okunmadan önce ödevleri bol hazırlık süreci olan bir kitap. Varoluşçuluğun ilk romanı sayılan bu kitaba başlayalım. Kitabın açılış cümlesi: “Hasta biriyim ben…” Basit, gösterişsiz ve tüm kitabı özetleyen bir cümle. Dostoyevski belki bu cümleyle o dönemde biraz da kendini anlatıyor. Çünkü, kendi kişisel tarihinde bu kitabı yazarken oldukça zor bir dönemden geçiyor. Devlet düzenini yıkmaya çalıştığı gerekçesiyle tutuklanıyor, ölüm cezası Sibirya’da 4 yıl ağır hapse ve askerlik hizmetine çevriliyor. O yıllarda, (1864) hayatını kumar masalarında harcıyor, yüklü borçlarını ödemek için sipariş romanlar yazıyor, teslim tarihleri yaklaştıkça da iç huzursuzluğu artıyor ve sara nöbetleri geçiriyor. Yine o dönemde, Rus Edebiyat oligarşisiyle arası bozuk, Turgenyev ile olan sorunlu ilişkisini herkes bilir. Kitap 2 bölümden oluşuyor. 1. Bölüm: “Yeraltı”, 2.Bölüm “Sulusepken Üzerine”. 1.Bölüm: “Yeraltı”. Bu bölüme “hasta” bir adamın yazdığı monologlar, düşünce dalgalanmaları olarak bakmak yüzeysel olur. Monologlar yalnızca Dostoyevski’nin katılmadığı felsefi
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2018159,4bin okunma