Yıl 2015, MEB’in hazırladığı bir seminere okuldan bazı öğretmenlerin gitmesi gerekiyor. Tabi çaylak olarak bizi seçtiler. Sinan Canan hocamı o vesile ile tanımış oldum. Seminerden çıkar çıkmaz kimsenin bilmeyeceği şeyler kitabını aldım. Ardından değişen beynim, ama uzun süre rafımda bekledi kendileri.
Sinan canan hocam gelişim konusunda öncü bir insan. Beyin deyince akla gelen ilk isimlerden biri. İnsan sürekli gelişim değişim içerisinde ve buna ayak uydurmamız konusunda bizleri sürekli dinç tutuyor.
Kimsenin bilmeyeceği şeyler kitabında aklımda en çok kalan konu kaos ve fraktallar olmuştu. Evrenin bir düzen içerinde kaosla aktığını o kadar sade ve anlaşılır anlatmıştı ki raptiye ile tutturulmuş zihnimin bir köşesine.
Değişen beynim kitabında ise akış konusu özel ve güzeldi. Bir eğitimci olarak eğitim sisteminde yapılması, düzeltilmesi gerekenleri bizler için not almış.
Yeni çıkan ifa serisi yolda, geliyor kütüphaneme. Şiddetle tavsiye ediyorum. Dünya kova yani bilgi çağında fabrika ayarlarımıza geri dönme vakti geldi.
Son olarak bahsetmek istediğim nbeyin hocamın ve çevresinin kurduğu şahane bilgilerin paylaşıldığı bir topluluk.
“ Bir parça müzik, seni hemen harekete geçirebilir. Ağlamana bile sebep olabilir. Bir resim de öyle. Tek bir fırça darbesiyle nelerin anlatılabildiğine bir bak. Ama sözcükler öyle değil. Sözcükler bizi yarı yolda bıraktı.”
Bir ailenin kaç nesli anlatıldı kitapta sayamadım. Bu kült kitaba baktığımda evliliklerin ve ölümlerin sardığını söyleyebilirim. Alman edebiyatında sağlam bir yeri var ve bu sebeple ilgimi çekmişti. Ancak okurken sürekli evet şimdi bir şey olacak hadi diye diye bitti. Ama olmadı.
Dönemin Almanyası ile ilgili zihninizde şekiller oluşuyor. Tıpkı almanlar gibi bir karaktere sahip. Soğuk ve düzenli. Soylu ve işçi sınıfı ayrımını, soylu bir ailenin soyadının ne denli önemli olduğunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Bir aşk hikayesi olacak diye bekledim ama o kadar duygusuzluk yüklü idi ki bir süre sonra ‘Buddenbrook’ soyadı varken ne aşkı . Bu nasıl bir hadsizlik dedim kendime. aslımda buna duygusuzluk mu denir tam olarak bilemiyorum. Köklü bir aile ve bu ailenin önemli bir görevi var günlük tutulması. Kim ne zaman evlendi ne iş yaptı ne zaman öldü tek tek yazılıyor. Kız çocuklarının evlenirken babalarının, kızlarının kocalarına verdiği drahomalar çok ilginçti mesela.
Hayatımın başka bir döneminde okusaydım çok daha farklı düşünebilirdim belki de. Bilemiyorum.. Yine de iyi ki okumuşum.