Dedem, yorganı kafasının üstüne çeker, beni de büsbütün örtüp havasız bırakırdı. Yine de severdim onunla yatmayı. Sıkıca sarılır, başımı kılları aklaşmış, hafifçe kambur göğsüne dayardım. Bu sefer de öyle yaptım. Isınıp dayanacak destek bulduktan sonra, gözyaşlarım hemen boşandı. İçimi çeke çe-ke, gürültü etmemeye dikkat ederek ağlıyordum. Dedem, bir şey söylemiyor, usul usul saçlarımı okşuyordu.
Seriat ilan edip ilk icraat olarak da hirsizlarin ellerini kesenler oluyor... Seriat ilan ettikleri yerlerde ne sosyal adalet, ne adil paylasim var. Idareciler ve zenginler lüks içinde yagarken yoksullar aç ve açikta. Böyle bir durumun oldugu yerde Seriat ilan etseniz ne olur, hirsiza had uygulasaniz ne olur?
Gözlerimi açtığımda düşlerimin büyük kısmını; bazen hiçbirini, hatırlamıyorum. Eksikliğini ve acısını çektiğim tek şeyse, bu.
Düşlerimin, hayallerimin bile ne olduklarını bilmemek... Oysa, düşlerdir insana gerçeği anlama, gerçeği çarpıtma, ya da gerçeği aşma imkanı sunan.
iste Islâm, geldigi zaman mevcut toplumların birçoğunda uygulanan çok kadınla evlenmeyi sınırlayarak dörde indirmiştir. Fakat dört kadınla evlenmeyi de emretmemiş ancak topluma iyice yerleşmiş olan bu uygulamayı kısmış, şarta bağlamıştır. Kadınlar arasında adâlet yapmama endişesi bulununca bir tane almayı emretmiştir.