Ömer Faruk Huyugüzel, Sefile'nin Ahmet Mithat'ın Henüz 17 Yaşında romanının antitezi niteliğinde olduğu üzerinde durmuştur. Halit Ziya, Hikâye'de bizde romancı demeye layık tek kişinin Ahmet Mithat olduğunu söyledikten sonra onun da daha önce mensuplarını masalcı olmakla suçladığı ve edebiyattan saymadığı hayaliyyun (romantizm) akımı çerçevesinde eserler yazdığını belirtir. "Hakikiyyun'da bir fahişe görürüz. Bu bir fahişe olmaktan başka bir şey değildir. Hayaliyyun bize bir fahişe gösterir, bu bir melektir" sözleri Ahmet Mithat'ın Henüz 17 Yaşında romanına yapılmış bir gönderme gibi durmaktadır.
Bütün o devir zarfında Ali Nizami Bey'in hiç olmazsa Hüseyin Ağa nezdinde olsun itibardan düşmemiş olması yine muhtemeldir. Zira bütün o zamanlarda, bilhassa itikadın daha mutaassıp olduğu ümmi tabakalarda deliliğe bir kıymet tadı, bir uhrevîlik manası verilirdi. Hayal oyununda bir elinde fener ve bir ayağında tek bir nalınla görünen deli, gülünç gösterilmek istenirken bile belki biraz da veli görünmez miydi? Şifahî edebiyatımız ise bir nevi delilik menkıbeleriyle doludur. Halk bizde bazı meczuplara birer evliya kıymeti vermez miydi? O kadar ki sokaklarda, düşünün! O sıkı kaçgöç zamanlarında, tamamıyla çıplak dolaşanlara bile delidir diye dokunulmazdı.