zodiac

zodiac
@Badboy34
Öğrenci
Lise
İstanbul
İstanbul, 11 Temmuz
11 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Augustinus: Ne haber genç adam? Neler hayal ediyorsun, neler ümit ediyorsun? Belki de artık bir ölümlü olarak doğduğunu hatırlamıyorsun. Francesco: Hem de çok iyi hatırlıyorum, dahası bu düşünce ben onu uzaklaştırmadan bir an bile ruhumdan çıkmıyor. Augustinus: Ah, keşke bu o kadar kolay olabilseydi! Böylece hayatın yaşanmamış güzelliklerinin kıymetini bilmek ve ruhumuzu, çektiğimiz eziyetlerin hatırası ile sürekli ölüm düşüncesi yüzünden sadece tenimizi sıyırarak geçmeyip iliklerimize kadar işleyen, azgın fırtınalardan korumak en iyi çare olacağından, kendin için en yararlı olacak ve benim için de çilemi sonlandıracak her şeyi öngörmüş olurdun. Ancak bu düşünce den senin kadar endişe duymuyorum, zira birçok kişinin başına geldiği gibi, sen de kendini bu konuda bir aldatmacanın içine sürüklemeye bayılıyorsun.
Sayfa 27
Felsefe
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir gün dünyaya sımsıkı tutunacağım. Şimdi bir parmağım üstünde.
1000Kitap Gerçek Okurlar
“Bütün faziletli düşünceler, kelimeler ve eylemler farkındalıktan filizlenir.” Buddha
Sayfa 7 - güney kitap·Kitabı okudu
1000Kitap
“Engereğin gözünü bile kamaştırıp, kör eden iktidarlık...”
8/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2021 25. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2021 00:20
Roman, 12 yaşında Afrika’nın Habeşistan Çöllerinden getirilip, yolculuğu esnasında acımasızca hadım edilen bir zenci çocuk kölenin ağzından anlatılıyor. Ardından saraya satılıp, Haremağalığına kadar yükselen Süleyman adında bu kölenin yaşadıklarını ve padişaha olan bağlılığını, sarayı, haremi, entrikaları, cellatları, Osmanlı halkını dolu dolu anlatan bir roman. Okuduklarınızın karşısında hayret içerisinde kalıyorsunuz. Ve öyle bir gün geliyor ki, köle olarak girdiği saraya, bir padişaha dahi elini öptürebilen bir mertebeye yükseliyor bu Haremağası.. Aslında tarihi bir kitap gibi gözükse de, Livaneli kesinlikle böyle düşünmüyor, çünkü mekan (Topkapı Sarayı) çok arka planda ve öne çıkan daha çok karakterlerin ruh halleri, insanların psikolojisi. Kitapta ayrıca ne bir padişah, ne bir vezir isimlerinden bahsedilmiş. Neyseki biraz tarih bilgisi ve Google araştırmasıyla dönemi anlayabiliyoruz ve adı geçmeyen padişahın 17. yy devrin 18. Osmanlı padişahı İbrahim, nam-ı değer ‘Deli İbrahim’, olduğunu anlıyoruz.. Olaylar, küçüklüğünde 19 ağabeyinin boğduruluşunu gözleriyle görmüş, aralarında bir tek kurtulan sözde şanslı olan bir padişahı ve annesini (o da tahminimce ‘Kösem Sultan’)ı anlatıyor. Abisi 4. Murat’ın ölümünden sonra 1. İbrahim’in tahta geçişi, validesi sonra onu Çinili Köşke kapatıp, yerine 7 yaşındaki torununu geçirmesi, İbrahim’in her an öldürülme korkusuyla delirmesi ve kitabın sonunda idamını konu alıyor. Haremağasının ise ölen padişahı unutup, yenisine biat ettiğini görüyoruz, çünkü can korkusu bunu gerektiriyor.. Ömer Zülfü Livaneli’nin yazdığı ilk romandır. Yazarın kitaplarını çok beğeniyorum. Her kitabında olduğu gibi burada da bir ucunu kapalı tutarak, okuyucuyu araştırmaya ve öğrenmeye itiyor. Kitap ayrıca 1997 Balkan Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüş ve
Tarihi Psikolojik
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202524,8bin okunma