Hülya Gençel

Hülya Gençel
@Bal_An_ne
Okudugumuz her satır insanın kendine açılan gizli bir kapısıdır. Ben o kapılardan geçmeyi, gördüklerimi paylaşmayı çok seviyorum…
Kendini yatıştırabilen, kendine bakabilen yetişkinler karşılarında muhatap olarak yine kendileri gibi olan yetişkinleri ararlar. Altını çizmek isterim; herkes arada çocukluk eder, saçmalar, kaba bencil ve hatta terbiyesiz bile davranabilir. Önemli olan hava durumu değil, iklimdir. En ılıman iklimde bile hava bazen bozabilir; bu iklimin ılıman olduğu gerçeğini değiştirmez. Aynı şekilde; karasal iklimde de ılıman günler olacaktır. Birbirini tanımak birbirinin iklimini anlamaktır. Ve nasıl ki bir yerin iklimini orada sadece bir hafta geçirerek anlayamazsak bir insanın iklimine de hemen hakim olamayız. Terapi Defteri & Deniz BOLSOY
Reklam
7/A'RÂF-17: Sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından onlara sokulacağım da çoğunluğunu şükreder bulamayacaksın Önlerinden, arkalarından? Görünen- görünmeyen; farkedilen- farkedilmeyen; açık-gizli… Önlerinden giden; hatalarının taklit edilmesi! Sadakat adı altında, vefa hissi adı altında şeytanın bir yolu, kanalı. Zamandaki öncelik- sonralık kavramı olabilir. Arkalarından (geçmişinden)Mazide takılı kalmalarından. İnsanların en çok çukura düştükleri şey istikbaldir yani önlerinden (gelecek kaygılarından) Elmalı “Her yön var alt ve ust yok! Hiçkimse şeytanın onu çepeçevre kuşatıp ondan kurtarılmamaktan şikayet edemez çünkü onun insanı etkilemek için kullandığı yön ve yöntemler açığı bulunan yöntemlerdir.” der! Mehmet OKUYAN (İbret Aldın mı Programından)
"Kalabalıklar” düşünmeye üşenen insanların sığınağıdır." Sinan Canan
Hatıralarımız kütüphanedeki eski kitaplar gibi toz içinde ve hiç değişmeden durmuyor; canlı ve nefes alan varlıklar.
Termometre misin yoksa Termostat mı? Genellikle, kasap gibi her şeyi önce kabaca ikiye ayırıp, dünyaya oradan bakanları sevmem. Çünkü hepimizin içi biraz ondan biraz bundan. Bazen öyle davranıyoruz bazen böyle. Zenginlik dolu, çeşitlilik ve hayret doluyuz. Ayrıca potansiyeller doluyuz, beynimizi eğip bükebiliyor, yeni yollar açıp, eski yollara uğramayabiliyoruz. Yine de bayıldım ben bu termostat termometre ayrımına. Var böyle insanlar. Kendilerini de hemen belli ederler. Termometreler, odadaki ısıyı söyler. Oda gerginse gergin, neşeliyse neşeli. Odadakiler koşuyorsa koşuyor, yoksa duruyor. Odaya göre şekil alır, ortama reaksiyon verirler. Başkaları karar verir kendilerini nasıl hissedeceklerine. Dolayısıyla günlerini, o günün havasına göre yaşarlar. Hayat onlara nasıl davranırsa, o şekli alırlar. Günleri böyle geçtiği için, hayatları da hava koşullarına uyum sağlamakla geçer. Kısaca işleri şansa kalır. Termostatlar, odaya ısıyı söyler. Kendilerini o gün nasıl hissetmek istediklerini termostatı kurar gibi kurar ve ona göre yaşarlar. Eğer ısıyı şükran ve neşeye kurmuşlarsa, hangi odada olurlarsa olsunlar o enerjiyi yayar, ortamın tonunu belirlerler. Odaya girdiklerinde, odadaki ısıyı önemsemez, kendi ısılarını yayarlar. Onlar belli bir hali seçer ve kararlarını ona göre verirler. Ben bugünü verimli geçireceğim, birilerine iyi geleceğim, iyilik yapacağım derler. İyi olma haline kurulmuş giderler. Etraflarındayken ister istemez bu kararlılık girdabına kapılır, yanlarında kalbinle gülüverirsin. Önce şuna bakalım: Termostat mıyız yoksa termometre mi? Sonra karar verelim: Termometre mi olsak daha iyi termostat mı? Ondan sonra da termostat olmanın yollarına bakalım. En başında dediğim gibi, ikiye ayırmak kaba saba bir hareket ama bazen kafamızı doğru yöne çevirmemizi
Reklam