Hülya Gençel

Hülya Gençel
@Bal_An_ne
Okudugumuz her satır insanın kendine açılan gizli bir kapısıdır. Ben o kapılardan geçmeyi, gördüklerimi paylaşmayı çok seviyorum…
Hakikaten de bir değer krizi yaşadığımız müsellem bir hakikat. İçinde yaşadığımız bu değer krizi her şeyi, ama her şeyi sınırsızlaştırıyor. O zaman bir şeyi konuşamıyorsunuz, tartışamıyorsunuz, hatta anlayamıyorsunuz. Çünkü anlamanız için sınırlar lazım. Biliyorsunuz kelimeler aynı zamanda sınırları ihtiva ederler çünkü anlam dediğiniz şey sınırlarla ifade edilir. Nedir bu? İyi dediğiniz zaman iyinin bir tarifi var değil mi, tarif nedir, aynı zamanda sınırdır. Bakın, insanoğlu zaten sınırlarla anlar. Onun işçin zihnimiz, aklımız öncelikle sınırlarla anlamaya ayarlanmıştır. Sınırlarla anlarız. Anlamak dediğimiz şey sınırlamaktır aynı zamanda. Görmekte öyledir, 5 duyumuz sınırlarla hisseder. Görmek dediğimiz şey önce göz bir yeri sınırlar, onun içindekini görür. Her tarafı görmeye çalışan göz hiç bir şey görmez. Onun için görmek sınırlamaktır. Göz belli bir ışının belli bir derece üstünü, kızıl ötesi ve mor ötesini algılayamaz. Bu iki ışın arasında kalan renkleri algılar. O 7 rengi algıladığı o banta ta çok dar bir banttır. Tamamını göz önüne aldığınızda bandın tamamı içerisinde gözün algıladığı %5 e tekabül etmektedir.%95-96 frekansı gözün görmediği ışıklardan oluşur. Kızıl ötesi ve mor ötesi bunun alt ve üst sınırlarıdır. Ondan sonra, ondan sonra, ondan sonra..! meleklerin algıladığı, meleklerin bile algılayamadığı ruhun algıladığı ve sadece Allah’ın gördüğü nur. Dolayısıyla kulak ta öyle belli bir desibelin üzerini algılayamaz öyle değil mi. Belli bir frekansın üzerini de altını da algılayamaz. 20 desibeldir sınır. Ondan ötesinde sesler yok mudur kâinatta? Olmaz olur mu? eğer üst sınır olmasaydı yer yüzünün dönüş hızını duyardı. Yer yüzünün dönüş hızına dayanabilecek b ir insan türü yoktur. Hafif bu sesi duyan bir kadın, yaklaşık 50 yıl evvel yaşamıştı ve
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
YASAK AĞAÇ? 2/BAKARA-35: Biz: Ey Âdem! Sen ve eşin (Havva) beraberce cennete yerleşin; orada kolaylıkla istediğiniz zaman her yerde cennet nimetlerinden yeyin; sadece şu ağaca yaklaşmayın. Eğer bu ağaçtan yerseniz her ikiniz de kendine kötülük eden zalimlerden olursunuz, dedik. 20/TÂHÂ-117: Bunun üzerine: Ey Âdem! dedik, bu, hem senin için hem de eşin için büyük bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra yorulur, sıkıntı çekersin! 20/TÂHÂ-118: "Oysa senin için onda (biyolojik - hayvansı - madde beden olmadığı için) ne acıkma (hissi) var ne de çıplak kalma!") 20/TÂHÂ-119: Ve sen orada susamayacak ve güneş sıcağında yanmayacaksın. Hepsini bir düşünücez. Şimdi bu ağacı nasıl anlıcaz? 11/HÛD-1: (1-2) Elif Lâm Râ. Bu Kur’an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış, sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır… Bu ayete göre rabbimizin açıkladığı bir ayeti nerden nasıl açıkladığını anlamaya çalışıcaz. 7/A'RÂF-20: Derken şeytan, (o ikisini, netîcelerinden biri de) onlardan örtülmüş avret yerlerini kendilerine göstermek (olan hatâya sevk etmek) için, onlara vesvese verdi ve: 'Rabbiniz, ancak melek olmayasınız veya (Cennette) ebedî kalıcılardan olmayasınız diye sizi bu ağaçtan men' etti' dedi. 20/TÂHÂ-120: Sonunda şeytan ona vesvese verdi ve: 'Ey Adem! Sana sonsuzluk ağacını ve yok olmayacak bir mülkü bildireyim mi?' dedi. Yani saptıran varlık şeytan! Havva değil! Vesvesesi ikisine ve özellikle Ademe. Kadına çarpık bakışa neden oluyor kurandan uzak bir yaşam! İlk yasak Beslenme ile alakalı diyebiliriz! Herşeyden yiyin ama bu ağaca yaklaşmayın? 4/NİSÂ-10: Doğrusu yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak karın
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2025 20. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2025 14:56
"Gece, sessizlik değil; damıtılmış ses demekti. Gündüz bütün sesler birbirine karışıp gürültüye dönüşürken, gece her biri kendi sadeliğiyle belirirdi. Çocukluğun şarkıları, ruhların iniltileri, baykuşun ötüşü… Gündüzün karmaşasında anlaşılmayan acılar ve özlemler de gece kendini ele verirdi. İnsan, kendisiyle yalnız kaldığında hissederdi saf sızıyı. Gündüz yükleri taşımak kolaydı; insan gerçekten yalnız olduğuna geceleri inanırdı.” ….. Burhan Sönmez, Haymana’da, elektriğin olmadığı bir köyde dünyaya gelir. Kadın ve erkeğin bir arada yaşadığı, masalların ve hikayelerin anlatıldığı bu ortam kitabın bu kadar güzel olmasına vesile olmuş muhtemelen. Yazar, üniversite yıllarında aktif siyasetin içinde yer alır; uğradığı bir polis saldırısının ardından İngiltere’de, işkence mağdurlarının bir araya geldiği bir yerde iyileşme süreci yaşar. Daha sonra dünyanın farklı coğrafyalarında işkence mağdurlarıyla bir araya gelir, onların hikayelerini dinler…. Köyden İngiltere’ye uzanan bu yolculuğun izlerini de kitapta yer yer göreceksiniz… Arka ayağından vurulup uçuruma atlamayı tercih eden “Geyik” metaforu, Kayayı delen Kavak Filizi, Tilki’yi evlat edinen bir teyzenin hikayesi, Miskal’e yazılan mektuplar…Toplumsal ve siyasal olayları ajite etmeden usul usul işlenişi o kadar tadındaydı ki… Hikayede, birbiriyle kesişmeyen hayatlar, zamanlar ve mekanlar var. Yazar bunları hiç birbiriyle tanıştırma kolaycılığına kaçmamış. Birbirine teğet geçmiş, işçiliği malzemesi bol, duygusu da bir o kadar yoğun…. Soğuk gecelerde evinin dış lambasını açık bırakarak evsizlere yol gösteren bir deniz feneri gibi duran köksüz ama yaşama tutkuyla bağlı, koca yürekli mezartaşı ustası “Avdo”, seninle aynı sofrayı paylaşmak isterdim…. Çok etkilendim….
Taş ve GölgeBurhan Sönmez · İletişim Yayınları · 2021955 okunma

Hülya Gençel

, bir kitap okudu
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
11 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2025 14:56
·
2025 20. kitabı
Burhan Sönmez
8.8/10 · 955 okunma