Ayrıca "vicdan azabı" da var. Çocukluğumdan beri taşıdığım ağır bir yük. Büyüdükçe dineceği yerde giderek çoğalan, iliklerime işlemiş o azap... Biliyorum kulağa acayip gelecek söyleyeceğim ama zaman içinde öylesine yerleşti ki bende bu azap, kendi kokumdan bile daha tanıdık gelmeye başladı. Bu koku, ağır bir yaradan akan cerahat kokusu gibiydi, ama benim için çok tanıdıktı.
...kendi akıl ve adalet anlayışlarıyla bağdaştıramadıkları her mesele ve olayda canları fena halde sıkılıyordu; kötü talihin her darbesi karşısında ya aldırmazlıktan geliyorlar, ya giderek daha somurtkan ve hırçın oluyorlar ya da başkaları gibi pes edip çaresiz kalıyorlardı.
''Bizi biz eden kaçışlardır,kenara çekilişlerdir. Kalabalıkların ortasında kendi yalnızlığını sürdürüp bir kozayı olgunlaştırmaktır. Bütün çalışmalar bir yalnızlığı gerektirir. İçinde birikene eğilen, ‘içeriyi’ dinleyen kişi, dışarda söylenenlerden daha çok şey duyar” B.Necatigil