“Bir nar tanesi kadar kırılgan hayatlar…”
Savaşın, göçün ve aşkın iç içe geçtiği bir hikâye: Nazan Bekiroğlu – Nar Ağacı
Balkan Savaşı’ndan Birinci Dünya Savaşı’na uzanan çalkantılı yıllarda, Tebriz’den Trabzon’a, Tiflis’ten İstanbul’a kadar uzanan bir yolculuğun hikâyesi bu.
Savaşın gölgesinde kalan insanlar, yurtlarından koparken sadece topraklarını değil, sevdiklerini ve kimliklerini de yitiriyorlar.
Evinden kopan her insan, bir nar tanesi gibi dağılır zamana.
Romanın kahramanları Settarhan, Zehra ve Azam; savaşın, ayrılığın ve göçün içinde aşkı, inancı ve umudu ararken insan olmanın sınırlarını da zorluyorlar.
Savaş cephede sürer, ama asıl kayıplar göç yollarında yaşanır. Göç edenlerin yaşadığı açlık, korku, yorgunluk, gördükleri dehşet verici manzaralar, karşılaştıkları zorluklar, çektikleri acılar ve dahası… Bekiroğlu’nun zarif diliyle derin bir insan hikâyesine dönüşüyor.
Tebriz’den Trabzon’a uzanan bu yolculukta; aşkı, savaşı, göçü, kayıpları, acıları, bekleyişleri ve umudu bir arada görüyor ve yaşıyorsunuz.
Nar Ağacı, sadece bir aşk romanı değil; bir milletin hafızası, bir medeniyetin sessiz duası.
Bir roman değil sadece; geçmişin göç yollarından bugüne uzanan bir hatırlayış.
Şimdiden keyifli okumalar dilerim, kitapla kalın…