“Bu sessizliğin kapkara okyanusunda bulunan bir cam fanusun içindeki dalgıç gibi, hatta kendisini dış dünyaya bağlayan ipin koptuğunu ve o çıt çıkmayan derinlikten bir daha geri çıkarılmayacağını sezen bir dalgıç gibi yaşıyordum.”
“ ‘bilmem’ diye güldü genç, ‘sadece sevdim seni. O kadar çok sevdim ki bırak senin gibi capcanlı bir kadının kalbini,taşı bile eritmeye yeterdi aşkım’ “
“ evsiz yaşayamayan sadece insanlar değildir,evlerde insanları olmadan yaşayamaz.”
Çünkü biz insanoğlu mekana tutunmak isteriz. Evimize tutunuruz. Evimiz yani tutunduğumuz mekanda bizimle anlam kazanır. O mekanda yaşadıklarımızla…
“ Babam öldü ve babam ölüyor tümüyle iki farklı cümle. İlki bir olgu, bir sonuçtur. İkincisi bir roman. Umut ve çaresizliğin birbirini besleyip alevlendirdiği uzun bir hikaye.”