Ogün Yavuz

Ogün Yavuz
İnsanlardan kaçan...
Öğrenen öğretmen
LİSANS
Dünya, 3 Nisan
517 okur puanı
Temmuz 2016 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
10/10
·208 syf.··
2021 42. kitabı
"Bütün Türk edebiyatını terazinin bir gözüne,Dede Korkut'u bir gözüne koysanız,yine Dede Korkut ağır basar."Fuat Köprülü.Bu incelemede edebiyatımızda bir eşi daha olmayan Dede Korkut hakkındaki araştırmalarımı ve fikirlerimi yazacağım. Başlayalım Hanım Hey! Dede Korkut'un bilinen ilk nüshası Dresden Yazması'dır.İlk yaprakta kitabın adı "Kitab-ı Dedem Korkut âlâ Lisan-ı Taife-i Oğuzan"dır.Hikayeler bir toplulukta ve Han'a karşı okunduğundan "Hanım Hey"le baslayıp onla biter.Diğer yazmalar Berlin ve Vatikandır.Yazmanın girişinde hikayeyle alakası olmayan ve Dede Korkut'un dilinden aktarılan atasözleri vardır.Bu bölümden sonra 12 hikaye sırasıyla anlatılır.Yazmaların üzerinde ne zaman yazıya geçirildikleri yer almamakla birlikte ekseriyetle 15.yy üzerinde durulmaktadır.Hikayelerin çerçevesi savas olmasına rağmen tüm hikayelerde sağlam ve yüce bir ahlak,zedelenmemiş bir göçebe kültürü hakimdir.Eserin dil,üslup,örf ve adetleri aktarma açısından taşıdığı değer eşsizdir. Hikayeleri anlatılan Oğuzlar 6.yy'da Çin'den Karadeniz'e kadar uzanan bir sahada Türk kabilelerini imp.halinde birleştirmislerdir.Orhun Yazıtları'nda Dokuz Oğuz olarak anılırlar.16.yy'dan itibaren Ön Asya'da Moğolların düşmesiyle Karakoyunlu ve Akkoyunlu adlarıyla birleştiler.Oğuz boyları kendi köklerini efsanevi ataları Oğuz Han'a götürürler.Oğuz Han'ın altı oğlu vardır ve her biri mitolojik adlar taşır:Gün,Ay,Yıldız,Gök,Dağ ve Deniz.Alt8 oğlunun da dört oğlu vardır,bunlardan 24 Oğuz Boyu meydana gelir.Oğuz boyları sağ kanat ve sol kanat olmak üzere ikiye ayr8lır ve Üç Ok Boz Ok adlarını taşırlar,sağ kanattaki en eski boyun adı Kayı'dır ve bu boy kökünü Oğuz Han'ın oglu Gün Han'a dayar.Sol kanattaysa kıdem Bayındır Han'ındır.Dede Korkut'un kim olduğuna gelirsek hakkında çeşitli menkıbeler vardır,üç yüz yıl
Dede Korkut HikâyeleriAnonim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202413,3bin okunma
Reklam
Bir kız, iki dirhem bir çekirdek giyinmiş bir oğlanla evlenmesine engel olan babasına, “Bunu ödeyeceksin!” diyordu. Kız kendini öldürdü. Ama babası hiç de bir şey ödemedi. Herif balık avlamayı çok seviyordu. Üç pazar sonra yeniden ırmağa dönüyordu, “Unutmak için,” diyordu buna. Hesap doğruydu, unuttu. Aslında, tersi şaşırtıcı olurdu. Karımızı cezalandırmak için öleceğimizi sanırız, oysa özgürlüğünü veririz ona.
Napolyon, Fontanas’ a şöyle demiş : Bilir mi­siniz dünyada en çok sevdiğim şey nedir? Sadece kaba güçle hiçbir şeyin kurulamaması. İki şey dün­yayı egemenliğinde tutar : Biri kılıç, biri düşünce. Kılıç, eninde sonunda düşünceye yenilir.
Mutlu insan, halkın mutlu dediği, paraya gömülü olan kişi değildir; tüm ruhunda iyinin yer aldığı kişidir. Yüce ve uludur, herkesin hayran olduğu şeyleri ayaklar altına alır, kendini değişeceği başka birini göremez ancak insan yanıyla insana değer verir; en çok doğayı örnek alır, onun yasalarına uyar, uyarılarına göre yaşar. Hiçbir kuv­vet, ona özgü değerleri elinden alamayacaktır, kötüyü iyiye çevirir; kararlarında dirençli, sarsılmaz, gözü pektir; hiçbir güç heyecanlandıramaz onu, altüst edemez; kader en zararlı silahını olanca gücüyle fırlattığı zaman sıyrık alır ama yara­ lanmaz.
Barışçı yollarla savaş açıyordum ve en sonunda, çıkar gütmezlik yoluyla, göz diktiğim her şeyi elde ediyordum. Örneğin, insanların doğum günümü unutmalarından hiç yakınmıyordum; dahası, bu konuda ağzı sıkı davranmama belli bir hayranlıkla şaşıp kalıyorlardı. Ama benim çıkar gütmezliğimin nedeni daha da gizliydi: Ben bu konuda kendime acıyabilmek amacıyla unutulmayı istiyordum. İyi bildiğim, hepsinden şerefli olan tarihten günlerce önce tetikte duruyordum, hata edeceklerini umduğum kimselerin dikkatini ve belleğini uyandırabilecek hiçbir sözü ağzımdan kaçırmamak için dikkat kesilmiş durumdaydım.
Reklam