Baran

Baran
Pratikten yalıtılmış düşüncenin gerçekliği ya da gerçeksizliği konusundaki tartışma, tamamıyla skolastik bir sorundur. Feurbach üzerine II. Tez
4, hatta 2 saate kadar inmiş ve artık bilinen biçimiyle çalışma olmaktan da çıkmış olan çalışma, bize ihtiyacımız olan ve özgürce değerlendirebileceğimiz zamanı kazandıracaktır. Kazanacağımız sadece zaman da olmayacaktır, İş yaşamımızın merkezinde olmaktan, günümüzü belirlemekten çıkacak, aşırı işin getirdiği yorgunluk, stresten de kurtulmuş olacağız. Dinlenmiş bir beyin ve bedenle yepyeni alanlara akıtabileceğiz enerjimizi. En az iki saatimizin iş için yollarda geçmesini ortadan kaldıracak biçimde kenti planlamak, üretim, yerleşim ve ulaşım sistemini örgütlemek pekala mümkündür. Bunun kazandıracağı da sadece zaman olmayacaktır. Tıkanan trafik, dur kalk giden araçlar, işe yetişebilme, eve zamanında varabilmenin stresinden de kurtulmuş olacağız. Yemek için ayrılan üç saat. Bu gerekiyor mu? Kapitalizm, doğranmış, yarı pişirilmiş yiyeceklerle, birkaç dakikada mikro dalga fırında ısıtmayla, dışarıda yemeyle bu süreyi kısaltıyor. Yemek sorununu çöz-menin ve yemek yapmak vb. için ayrılan zamanı kısaltmanın toplum-sal ve tercihe dayalı çoklu çözümlerini bulmak mümkün. Evde sadece zevk için yemek yapmak dışında yemek yapmaktan kurtulduğumuzda bu süre yarı yarıya düşer. Kapitalizmi yıktığımızda sadece sömürüden kurtulmuş olmayacağız, zamanda da özgürleşeceğiz. Yaşamı çalışmaya göre değil çalış-madan özgürleşmiş olarak örgütleyecek, kendimizi her yönden geliştirebilecek zamana sahip olacağız. En önemlisi zamanımızı nasıl, hangi amaçlarla, hangi ihtiyaçlarımızı karşılamak için kullanacağımı-za kendimiz karar vereceğiz.
Reklam
Lafargue, kapitalist dönemdeki işçi sınıfının çalışma koşullarının eleştirisini Villerme'ye atıfla yapar. Koşulların ağırlığı nı "kürek mahkûmlarının günde 6 saat, Antillerdeki kölelerin 9 saat, oysa 1789 Devrimi'ni gerçekleştirmiş ve o gösterişli İnsan Hakları'nı ilan etmiş olan Fransa'da, bir buçuk saat yemek molası ile birlikte, atölye işçilerinin günde 16 saat çalıştırıldıkları" gerçeği üzerinden açıklamaktadır.
Lafargue'in tembelliğin faziletlerine dair kışkırtıcı övgüsü, çalışmanın, faaliyetin ya da özelde üretimin reddedilmesi değildir. Zorunlu çalışma ideolojisinin toplumsal hayatın merkezinde yer almasına dair red-diye, çalışmanın ve üretimin kapitalist kontrolünü, çalışmanın ahlaki ve ilahi çağrıyla yüceltilmesi gerekliliğini de içerir. Bir direniş modeli olarak Tembellik Hakkı, mevcut çalışma dünyasını reddeden, çalışma saatlerinin kısalmasını savunan, çalışma etiğine ve aile ideolojisine karşı çıkan, üretim ve tüketime çalışma özgürlüğünden değil, çalışmadan özgürleşme açısından bakan bir eserdir. Bu yolla da toplumsal üretimin kamulaştırılması ve politikleşmesi argüma-nını ileri sürer. Bu yönüyle Lafargue, salt bir teorisyen olarak değil sosyalizmin stratejisti olarak da görülmelidir
Doğa'yı kendi ortak denetimleri altına alan; bunu da kendi insan doğalanna en uygun düşen ve de en yaraşan koşullarda, en az güç harcayarak gerçekleştiren birleşmiş üreticilerde söz konusu olabilir. Ama ne olursa olsun bir gereklilik alanı olarak kalır bu gene de. İşte bütün bunlann ötesindeyse, kendi başına bir amaç olan insan gücünün gelişimi başlar; kendi temeli olarak işte bir tek bu gereklilik alanıyla serpilip gelişebilen gerçek özgürlük alanı başlar. Bunun temel ön gerekliliği ise işgününün kısaltılmasıdır."