Baran

Baran
Pratikten yalıtılmış düşüncenin gerçekliği ya da gerçeksizliği konusundaki tartışma, tamamıyla skolastik bir sorundur. Feurbach üzerine II. Tez
Tarihçilerin savaşların çıkış, uygarlıkların yükseliş ve çöküş nedenlerini soruşturması gibi, psikiyatrlar da hastalarının hangi nedenle hastalandığını bulmaya çalışır. Romancılar romanların öyküsünü, karakterlerin düşünce ve eylemlerinin arkasın daki itici güç olan güdü ekseninde bina eder. Sorgulayan insan zihninin merkezinde yer alan nedensellik işte bu yüzden insan kavrayışında öyle asli, bu kavrayışın açıklama işlevi bakımından öyle ev rensel bir role sahiptir ki, adeta her türden tarihsel gelişmeye aşkın gibi görünmektedr.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yapacaklarını yapar, sonra kitabına uydururlar. Ya da kitabı ona uydururlar. Düşünme şekilleri basittir. Anti-komünizm ile yoğrulmuşlardır. Bu, bilgiye dayalı bir düşmanlık değildir. Bencil, yoz yaşam tarzlarının anti-tezi gibidir komünizm. Daha çok sezgileriyle bunun farkındadırlar. Zevkleri de basittir. Seks düşkünüdürler, ya da öyle görünürler. Kadınları aşağılarlar, onların gözünde kadın sadece bir metadır. Ve kendilerini kanıtlama aracı. Arabayı kaldırıma yapışık gibi sürer, kadınlara yiyecekmişçesine bakıp, laf atarlar. Başlıca konuşma konuları budur. Maç hastasıdırlar. -Pazar günleri hemen hiç işkence olmaz bundan dolayı- Kişilikleri gelişmemiştir, komplekslidirler. Toplumda hiçbir saygınlıklarının olmadığını bilirler. Dıştalanmış olmanın hıncı onları daha saldırgan kılmıştır. Ellerine düşene acımazlar
Kuşkusuz, çağımız koşullarında tarihin gerçek kahramanı rolünü oynayabilecek olanlar olağanüstü niteliklere sahip bireyler değildir; aksine kitlelerdir, proletaryadır. Gerek sınıfın öncü bölüğünü gerekse onun tek tek bireylerini ele alırken bu gerçeği unutamayız. Eğer bunu unutursak eninde sonunda tarihi olağanüstü kahramanların yarattıklarını, yığınlarınsa pasif bir "sürü" olduklarını savunan bireysel terörizm politikasına varırız.
Her devir kendi sınıflarıyla birlikte kendi kahramanlarını yarattıkça, hayal ürünü kahramanlar sahneden silindiler. Bu kez efsane gerçeğe dönüşürken, gerçek efsaneleşiyordu artık. Prometheus'lar, Herakles'ler, Ares'ler, ve Akhilleus'lar gitti; onların yerine Spartaküs'ler, Börklüce Mustafa'lar, Thomas Münzer'ler, Robespierre'ler, Tupac Amaru'lar, Marks'lar, Paris Komünarları, Zapata'lar, Lenin'ler, Babuşkin'ler, Kamo'lar, Çapayev'ler, Thelmann'lar, Fuçik'ler ve N.D. Thuan'lar aldı. Bunların her biri yaşadıkları çağların devleri, yaşadıkları Prometheus'ların hayal ülkelerin ürünü kahramanlarıydılar. erdemleri Böylelikle, gökyüzünden indirilip, ezilen sınıfların toprağı üzerine serpilmiş oldu.
Prometheus'un şahsında sembolleştirdiği şey; tehlikelerden korkmama, katlanılamaz sanılan işkencelere katlanma, özgürlük uğruna kendini feda etme, düşmanından aman dilememe ve zorbaların bir gün yıkılacaklarına olan inancını kaybetmeme gibi insanal özelliklerdir aslında.