Başak Tokat

Başak Tokat
@Basakk_tokat
🪻Neden Olmasın?
Benzerlerime
Puan vermedi·
Benzer yaralara sahip olduklarımla, benzer soruları sorduklarımla, benzer gerçeklerden kaçtıklarımla, buluşuyorum bu yazıda. Her şeyle yüzleşecek cesaretimiz varken nasıl da yüzleşmekten kaçtık ilk gerçeğimizden? İçten içe bildiğimiz gerçeklerden kaçar olmadık mı hepimiz? Oysa sorsalar gerçeği ne çok istiyoruz değil mi? Derinlerde yaşamak isterken, nasıl da bile isteye yüzeylerde dolaşıyoruz öylece? Her şeyi göze alabilecek tutkuya sahipken, insan yeri geliyor nasıl da tökezliyor korkak bir öfkeyle? Alışkın olduğumuz duyguların esiri olmayı ne çok seviyoruz öyle değil mi? Öfke, korku, kin, mağduriyet, kibir... Güç sandığımız o görkemli zayıflıklarımız. Öfkeliyken ne kadar çok güçlü hissettiğimi hatırlıyorum da, her şeyi yakıp, yıkabilecekmişsin gibi geliyor insana. En sevdiklerini bile, tek kalemde silebileceğin bir tereddütsüzlük. Sanki hiç bir pişmanlığı barındıramayacakmışçasına. Haksızlığa da uğramış olsak, bile isteye nasıl da geçiriyoruz acımasız maskelerimizi ve oynuyoruz ustaca aklanmış bir seri katili. Mağduriyet bile bürünüyor hiç şüphesiz en korkulan yargıca. Ne çok kişiye hüküm verdik, öldürdük biz böylece? En yakınımızdan başlamadık mı hep bu işe? Biliyorsunuz kimlerden bahsettiğimi ama ben de biliyorum, bazı şeyleri anlasak da kabullenmek istemediğimizi. Haklıyız da bir yere kadar. Hangimiz rastladık ki tatlı bir gerçeğe bugüne kadar? Acıyı, yemeğin yanında isterdik hep ama evren aradığımız bu heyecanı yanlış anlamış olmalı değil mi? Yine de kabullenip söylüyorum o kelimeyi. Aile. Ailemizden başladık biz bu işe. Kaçmaya ant içtiğimiz o ilk gerçekten. Hiçbir öfke, hiçbir korku, hiçbir mağduriyet yıldıramadı bu gerçeği. Soruyorum size arkadaşlar, şu cümleme kadar hiç soru sormamışım gibi. Ailede yarım kaldıktan sonra, neyimiz tam oldu bugüne kadar?
Psikoloji
Seninle BaşlamadıMark Wolynn · Sola Yayınları · 202218,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Goriot Baba
8/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2024 58. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2024 02:44
"Her şey o kadar gerçektir ki, herkes bu dramda kendinden, hatta kendi yüreğinden bir şeyler bulabilir!" (S:2) Sözünü yerine getiren bu eser, gerçekçiliği belki de en iyi şekilde işliyor. Sadece kendinizden değil, toplumun ahlâki yozlaşmasından, iktidar hırsından, bencillikten, insanın kendisini bile zehirleyebilecek türden bir evlat sevgisinden, gösteriş budalalığından, hatta hazzın minneti olarak verilecek bir aşktan (S:243) da bolca bulacağınız bir kitap. Başlarda okuması zor olsa da sonlara doğru akıp gidiyor. Bu yüzden sabırla okunmasını tavsiye ediyorum. Goriot Baba ve Eugène de Rastignac iki baş kahramanımız. Goriot Baba'nın eşini kaybettikten sonra iki kızına olan bağlılığı belki de haddinden fazla artıyor. Bu öyle bir bağlılık ki, onların yaşadığı her iyi veya kötü olayda Goriot Baba, ölümle yaşam arasında ince bir ip üzerinde gidip geliyor. Bu sevgi kendisini zehirlediği gibi, kızlarının değerlerini de etkiliyor. "Onları beni sevmelerine fırsat bırakmayacak kadar çok sevdim!" (S:256) Bunun doğurduğu bahtsızlıklara bizde şahit oluyoruz. Kitabı okurken böyle bir baba sevgisinin karşısında insanın yüreği sızlıyor. Belki bazılarımızı saracak olan bu sevgi, bazılarımızı da can evinden vuracak. Paris'e hukuk okumak için gelen Rastignac içindeki iktidar hırsıyla hayran kaldığı gösterişliliğin, hiç de göründüğü gibi olmadığını zamanla anlıyor. İçindeki ahlâk çatışmasına ve büyüyen farkındalığına eşlik ederken, bu iki kahramanın beklenmedik arkadaşlığı bizi de hiç beklemediğimiz olaylara sürüklüyor. Kitabı okurken çok fazla duyguya kapıldım. Bazen kederlenip üzülüyor, bazen sevgi ve merhamet doluyor, bazen de sinirlenip iğreniyordum. Yazarın başarısını, yaptığı yoğun betimlemelerle üzerinizde bıraktığı etkiden anlayabilirsiniz. Okumanızı kesinlikle tavsiye
Edebiyat
Goriot BabaHonore de Balzac · İş Bankası Kültür Yayınları · 202118,6bin okunma
Nietzsche Ağladığında
10/10
·430 syf.··
Beğendi
·
2024 52. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2024 04:45
İliklerime kadar yaşayıp, hissettiğim bu kitabı anlatmaya nasıl ve nereden başlayabilirim bilmiyorum ama deneyeceğim. Hayatınızda çaresiz, yalnız ve istemediğiniz düşüncelerin esiri olduğunuzu hissettiniz mi hiç? Yaşadığınız hayatın üzerinizdeki ağırlığını, sesinizi duyan birisinin olmadığını, en çok da kendinizi bulamadığınızı hissettiniz mi her zerrenizde? "İnsanca, pek insanca!" (S:241) olan bu duygularımızda, eminim benim gibi bir çok kişide kaybolmuştur zaman zaman. İşte bu yüzden, okumanızı çok istediğim bir kitap bu. Sizi bu hislerle yüzleştiren, kendi içinize döndürüp, cevabından kaçtığınız soruları sorduran, "Kimsen o ol!" (S:101) diyebilen bir eser bu. Kendine dönebilmenin cesaretini bulabilmek kolay olmasada, bir yerden başlamak gerektiğini hatırlatıyor bize. Yolu, bir çoğumuz bilmiyoruz. Bu durumlarda en çok sevdiğim şey ise, doğru kitabın bizlere rehberlik edip yolu gösterebileceği gerçeği. O kitaplardan birinin de, bu kitap olduğunu düşünüyorum. Sizin deneyiminiz, benimkiyle aynı olmayabilir. Belki de bu kitap, size çok farklı bir yerden seslenebilir. Ama inandığım şeylerden biri de, her kitabın bir zamanı olduğudur. Bu kitap, tam ihtiyacım olduğu anda beni bulduğu gibi, umarım sizi de ihtiyacınız olan anda bulur. Bu yüzden, kendinizi hazır hissettiğiniz bir zamanda, kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum. Belki de, farklı zamanlarda okunduğunda, farklı hisler ve bakış açıları doğuracaktır kim bilir? Burada sadece üç tane alıntıya yer versemde, kitapta altını çizdiğim ve etkilendiğim çok fazla söz var. Eminim sizde, bir çok sözün altını çizmeden geçemeyeceksiniz. Ben, çok sevdiğim son alıntıyla yazımı bitirmek istiyorum. "Amor fati- Kaderini seç, kaderini sev" (S:408) Umarım her birimiz, kendimizi gerçekleştirebiliriz. Kaderimizi seçebilmek ve sevebilmek
Edebiyat
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
Dorian Gray'in Portresi
10/10
·258 syf.··
Beğendi
·
2024 27. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2024 03:10
!SPOILER İÇERİR! "Her mükemmel varlığın ardında da mutlaka bir trajedi vardır." (S. 42) Bu kitap beklediğimin üstünde bir etki bıraktı bende. Önce içinizde kıvılcımlara sebep olup, daha sonrasında bu kıvılcımları önü alınamaz alevlere dönüştüren bir kitap bu. O yüzden okurken, alevlerin esiri olmamaya dikkat edin. Lord Henry, Basil Hallward ve Dorian Gray. Bizim üç önemli karakterimiz. Ressam olan Basil, güzelliğine hayran kaldığı Dorian ile tanışır. Bu tanışma, sanatına yeni bir boyut kazandırır. Bu sırada, Basil' in arkadaşı Lord Henry de, Dorian'ın portresinin resmedileceği gün, Dorian ile bir araya gelir. Lord Henry ile tanışan Dorian Gray'in hikayesi, tam olarak burada değişmeye başlar. Bu kitapta tam olarak üç konu belirgin bir şekilde göze çarpıyordu ve beni oldukça etkiledi. Bende bunların üzerine ilk incelememi yazmak istedim. Bu konular: 1- Arkadaşlık 2- Hedonizm 3- Güzellik Algısı Arkadaşlıktan başlayacak olursak: "Kiminle takıldığını söyle, sana kime dönüşeceğini söyleyeyim.” Lord Henry, Basil Hallward ve Dorian Gray karakterlerinin arkadaşlıkları ve bu arkadaşlıktan doğan sonuçlar, hem sinir bozucu hem de yaralayıcıydı. Dorian, gençliğinin baharında saf bir ruhken kurduğu arkadaşlıkların etkisiyle, içindeki karanlığın ateşine odun atarak- ki odunları uzatan arkadaşıydı-bu ateşin kendisini yutmasına izin verdi. Bir nevi Dorian, hem kendisinin katili hem de arkadaşlığının kurbanıydı. Kitapta bolca Lord Henry'nin "Hedonizm" odaklı yorumlarını görüyoruz (kadın düşmanı yorumlarının üzerinde bile durmuyorum) ve bunu "deneyine" yani Dorian' a aşılıyor. Neden deney dediğimi kitabı okuyanlar zaten anlamıştır. Kısaca açıklamak gerekirse, önünde yeni filizlenmiş bir çiçeğin tazeliğinin ve güzelliğinin zamanla nasıl şekil alacağını, neler yaşayacağını görecek
Dünya Klasikleri
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399bin okunma