İliklerime kadar yaşayıp, hissettiğim bu kitabı anlatmaya nasıl ve nereden başlayabilirim bilmiyorum ama deneyeceğim.
Hayatınızda çaresiz, yalnız ve istemediğiniz düşüncelerin esiri olduğunuzu hissettiniz mi hiç? Yaşadığınız hayatın üzerinizdeki ağırlığını, sesinizi duyan birisinin olmadığını, en çok da kendinizi bulamadığınızı hissettiniz mi her zerrenizde? "İnsanca, pek insanca!" (S:241) olan bu duygularımızda, eminim benim gibi bir çok kişide kaybolmuştur zaman zaman. İşte bu yüzden, okumanızı çok istediğim bir kitap bu. Sizi bu hislerle yüzleştiren, kendi içinize döndürüp, cevabından kaçtığınız soruları sorduran, "Kimsen o ol!" (S:101) diyebilen bir eser bu. Kendine dönebilmenin cesaretini bulabilmek kolay olmasada, bir yerden başlamak gerektiğini hatırlatıyor bize. Yolu, bir çoğumuz bilmiyoruz. Bu durumlarda en çok sevdiğim şey ise, doğru kitabın bizlere rehberlik edip yolu gösterebileceği gerçeği. O kitaplardan birinin de, bu kitap olduğunu düşünüyorum. Sizin deneyiminiz, benimkiyle aynı olmayabilir. Belki de bu kitap, size çok farklı bir yerden seslenebilir. Ama inandığım şeylerden biri de, her kitabın bir zamanı olduğudur. Bu kitap, tam ihtiyacım olduğu anda beni bulduğu gibi, umarım sizi de ihtiyacınız olan anda bulur. Bu yüzden, kendinizi hazır hissettiğiniz bir zamanda, kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum. Belki de, farklı zamanlarda okunduğunda, farklı hisler ve bakış açıları doğuracaktır kim bilir?
Burada sadece üç tane alıntıya yer versemde, kitapta altını çizdiğim ve etkilendiğim çok fazla söz var. Eminim sizde, bir çok sözün altını çizmeden geçemeyeceksiniz.
Ben, çok sevdiğim son alıntıyla yazımı bitirmek istiyorum.
"Amor fati- Kaderini seç, kaderini sev" (S:408)
Umarım her birimiz, kendimizi gerçekleştirebiliriz.
Kaderimizi seçebilmek ve sevebilmek