Batuhan Aşar

Batuhan Aşar
@Batuhanasar
Öğrenci
Ataşehir Anadolu Lisesi
İstanbul
İstanbul, 31 Ekim
13 okur puanı
Eylül 2018 tarihinde katıldı
Sineklerin Tanrısı
9/10
·261 syf.··
Beğendi
·
2018 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2018 13:15
Sineklerin Tanrısı, yüzeyine bakıldığında, herhangi bir kanuna bağlı olmadan, ıssız bir adada tek başlarına hayatta kalmaya çalışan çocukların hikayesidir. Adada her şey ilk başta güzel giderken bir gün bunlar bozulacaktır. İki ana karakterimizin çatışmasıyla olacaktır bu. İkisi de lider özelliklerine sahip olan-yahut kaderlerinde lider olmak olan diyeyim, çünkü liderlik, hakkında çokça tartışılabilecek bir şeydir - Jack ve Ralph ilk başta iyi anlaştıklarına kendilerini inandırsalar dahi, Jack cehalet ve hırslarına yenik düşerek kilise korosunu ve büyüklerin çoğunluğunu alarak kendi kabilesini oluşturur, adanın kontrolünü ele alır. Artık adanın vahşi bir kısmı vardır. Her geçen gün otoritesinin farkına varan Jack, adayı korku krallığına dönüştürmüştür. Bu korku krallığının ortak korkusunun temeli umutsuzluktan oluşur. Adanın vahşilerden uzak kalan kısmı Ateşi, yani umudu temsil ederler, insanlık için olan umudu. Vahşi taraf ise av ve ölümü temsil eder, bu da ilkellik ve umudun kaybolması demektir. Umudunu kaybetmeye başlayan adadakiler ölü bir paraşütçüyü canavar sanarlar ve ondan korkarlar, böylece adadaki korkunç olaylar başlar. Bu adada aklı başında olan iki kişi vardır, domuzcuk ve simon. Günümüz kanunlarına uyan ve kanunların koruması gereken insanları temsil ederler. Ancak ikisi de vahşice Jack’in kabilesi tarafından öldürülür. İkisinin de ortak noktası ise canavara inanmamalarıdır. Simon sezgileriyle hareket eder ve sezgileri genelde doğru çıkar, korkunun etkisiyle Simon’ı bir canavar sananlar onu öldürmüşlerdir ve hiç pişmanlık duymamışlardır. Aynı kişiler ise bir zaman sonra Domuzcuk’u öldürmüşlerdir ve pişmanlığı bırak zevk duymuşlardır. Böylece adada umut kalmamıştır ve ada tamamen vahşileşmiştir. Adadaki umudun son temsilcisi de ölmüştür çünkü. İşte kitap
Edebiyat
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,4bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran bir kitap
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2018 6. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2018 18:35
Spoilerlı bir inceleme olacaktır. İngiliz Argosunda bir deyim vardır. “Uqueer as as clockwork orange.” Bu deyiş olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran kişi anlamına gelir. İşte Sadık Anlatıcımız ve küçük kankamız Alex böyle biriydi. Olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran bir kişi. Alışılagelmişin dışındaki konuşma üslubuyla ve şiddeti seven genç ve heyecanlı doğasıyla çok ilginç bir insandı. Ama yine de insandı. Üç bölümden oluşan kitabımız Alex adlı dostumuzun başından geçenleri fazlaca argo kullanılmış, belki de ilk önce alışmakta zorlanacağınız ancak kitap bittikten sonra o kadar alışıp seveceğiniz bir dille anlatıyor ki, bu kitaptan sonra günlük konuşma dili size sıradan gelecek. Bu distopyanın ilk bölümünde-kanunların ve polislerin neredeyse olmadığı, olsa dahi kimsenin umurunda olmadığı- Alex ve çetesi terör estiriyor, taciz, tecavüz ediyor, insanları darp ediyor ve kendi terimiyle ‘Ölçüsüz Şiddet’ uyguluyordu. Ancak bir zaman sonra dostları ve Alex’in arası açılıyot ve Alex ihanete uğrayarak Hapishaneye düşüyor. Hapishaneye düştüğü bu zaman diliminde devlet tarafından bir denek haline geliyor. Bu zaman diliminde kötülük yapma yetisi elinden alınıyor ve en sonunda hükümet ile muhalefetin arasında çekiştirdiği bir otomatik portakal oluyor. Bu kitap ise tüm bu olaylar ışığında bana sordurtuyor. İnsanı insan yapan şey gerçekte nedir? İnsan, tepesinde bulunduğu besin zincirinin altındaki canlılardan nasıl ayrılır? Şüphesiz ki hepimizin vereceği cevap “Aklı sayesinde, tabii.” olurdu. Ve bu tabii ki doğru bir cevap, insan düşündüğünde ve mantıklı seçimler yaptığında insan olur. Tanrı insanı yeryüzüne sürgüne gönderdiğinde bunu biliyordu şüphesiz, insanlara iyiyi ve kötüyü seçme yeteneğini verdi. Bu yetenek ile dünyaya kötülük ve
Edebiyat
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113bin okunma
Sokrates’in Savunması Hakkında Karalama
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2018 3. kitabı
Felsefe Dersinde performans ödevi olarak verildi bu kitap bize, keşke her derste böyle şeyler verilse dedirtecek kadar güzeldi. Belki de uzun zamandır ara verdiğim kitaplara tekrar dönüşüm bu kitapla oldu, bu yüzden benim için yeri ayrı olacak sanırım. Neyse! Yeterince meşgul ettim, incelemeye geçeyim. İnceleme biraz uzun olacak, umarım okursunuz. Okurken sizi sıkarsam affola. Kitap Platon tarafından diyaloglar halinde yazılmış, her diyaloglarda bulunan Sokrates, malumunuz kitabın da ana karakteri. Bu kitap ağır bir felsefe kitabı olarak değil, daha çok bir insanın hayata karşı durumunu anlatan bir roman olarak ele alınmalı bana kalırsa. Sokrates kendisi hiç bir yazılı eser bırakmadığı için kendisini tanımıyoruz ancak öğrencileri ve etrafında bulunmayı seven, ona saygı duyan bir çok kişi tarafından adına yazılar yazılmış. Öyledir ki, Sokrates’i savunan kitaplar o dönemlerde ayrı bir edebiyat türü oluşturacak kadar fazlaymış. Ee, kimin nesiymiş bu adam? Efendim bu adam bir kere bir gezisi sonucunda bir kehanete rastgelmiş. Bu kehanet ona onun dünyadaki en bilge kişi olduğunu söylemiş. Ancak Sokrates şaşırmış, o hiç bilge değilmiş ki. Bunun üstünde oldukça fazla düşünen Sokrates yeterince bilgili olan tek kişinin tanrı olduğunu düşünmüş ve bilgeleri görmeye gitmiş. Kendini bilge olarak gösteren bir çok kişiyi gördükten sonra hiç birinin bilge olmadığı kanısına varmış ve kendisinin hepsinden gerçekten de daha bilge olduğunu görmüş. Çünkü o hiç bir şey bilmediğinin farkındaymış, ama kendini bilge olarak gösteren kimse bunun farkında değilmiş. Bundan böyle çoğu zamanını kendini bilge sanan kişileri test ederek, insanları düşünmeye zorlayarak geçirmiş. İnsanların bir kısmı bu hareketinden dolayı ona garez beslemiş, ancak bi kısım insanlar da ona hayran kalmış ve
Edebiyat
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202564,7bin okunma
Macbeth Yorumlaması
8/10
·114 syf.··
Beğendi
·
2018 2. kitabı
Shakespeare’in en ünlü ve yanılmıyorsam en kısa trajedilerinden biri olma özelliğini taşır. Yine çoğu Shakespeare kitabı gibi oldukça akıcı ve hoş bir anlatımı var. Kitabımızın ana karakteri Macbeth okuduğum Shakespeare kitapları arasındaki en derin karakter. Kitap açılışında göreceğiniz en karakterli ve iyi insanlardan biri olan Kral Duncan’ı ve adamlarını görüyoruz. Kral Duncan ve adamları savaştan gelecek haberleri beklerler ve bu haber de gecikmeden gelir. Yiğit Macbeth orduları korkusuzca komuta etmiş ve çok başarılı bir zafer kazanmıştır. Bu haberi bizzat müjdelemeye vatanına ilerleyen Macbeth’in yolu üç cadı tarafından kesilir. Bu cadılar bana kalırsa tamamen metafor olarak kullanılmış ve ana karakterimizin yükselme hırsını tavan yaptırmış. Ana karakterimiz bu olaydan sonra asla eskisi gibi olamamış, vicdanıyla vereceği büyük bir savaşa girmiş. Bu savaşı ise hiç kimsenin görmediği taraf, Lady Macbeth kazanır. Kocasını ağır sözlerle utandırır ve asla dönemeyeceği bir yola sokar. Bu yol öyle bir yoldur ki yolun sonunda Macbeth kendi karısını dahi tanımayacaktır.
Edebiyat
MacbethWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202529,5bin okunma
On İkinci Gece Yorumu
7/10
·115 syf.··
Beğendi
·
2018 1. kitabı
Öncelikle çeviri için çok teşekkürler, ardından yazıma başlamadan önce bu kitabım benim için bir ilk olduğunu belirtmek isterim. Shakespeare’den okuduğum ilk komedi metni olma özelliğini taşıyan bu kitap için söyleyebileceğim ilk şey olabildiğince akıcı bir kitap olduğudur. Diyaloglar şeklinde yazıldığı için tek solukta bitirebileceğiniz, keyifli bir kitap. Aşk dediğimi kavramı basit bir dille eleştiren, aynı zamanda sizi düşündürten bir eser. Shakespeare’e giriş için alıp okuyabilirsiniz.
Edebiyat
On İkinci GeceWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20227,2bin okunma