Bay C

Geçen gün bir cephanenin cepheye nasıl taşındığını gördüm. Uzun bir kağnı kafilesi... Ah, ne hazindi, bu kağnı kafilesi... Gacır, gacır... Ve sıska mandaların kalça kemikleri o kadar sivrilmişti ki, yer yer derilerini delmişti. Bu deliklerin üstünde sineklerin yüzlercesi kalkıp yüzlercesi konmaktaydı. Kafileyi yöneten insanlar ise sineklerin azmanı gibidir. Ne şekilleri insan şekline, ne yürüyüşleri insan yürüyüşüne, ne sesleri insan sesine benzer. Bu iki direk, iki tekerlekten ibaret arabalar sanki onların uzuvlarına bitişiktir. Bunların içinde yatarlar. Döşekleri, yorganları, yiyecek ve içecekleri bunların içindedir. Kaplumbağanın kabuğu belki kaplumbağadan ayrılabilir. Fakat bu arabaları o adamlardan ayırmanın imkânı yoktur. Bitmez tükenmez Anadolu yollarında, dereler, tepeler aşarak, yokuşlar çıkıp inişler inerek, dikenlikler ve kayalıklar arasından geçerek hazin hazin yürüyen kocaman acayip kaplumbağalar... Siz, aynı zamanda, Türk köylüsünün yırtık pırtık eşyaları arasında, emsalsiz bir savaş alanında birer destan eşyası da taşıyorsunuz. Onun için uzaktan uzağa bana mitolojik hayvanlar gibi görünüyorsunuz.
Sayfa 76 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Geçtiğimiz günlerde, bir erkek öğrenci Hebdo-Latin dergisinde şöyle diyordu: "Bir doktor ya da avukat konumuna gelen her kadın öğrenci bizden bir yer çalıyor." Bu kişi bu dünyadaki haklarının neler olduğunu hiç sorgula­mıyordu. İşin içinde sadece ekonomik haklar yoktur. Ezme-ezilme ilişkisinin ezenlere sağladığı yararlardan biri, içlerinde en mütevazı olanın bile kendini üstün hissetmesidir. ABD'nin güneyinden gelen bir "yoksul Beyaz", kendini bir "pis zenci" olmamakla avutabilir; daha varlıklı Beyazlar da bu gururu ustalıkla sömürürler. Aynı biçimde, en ortalama erkek bile kadınların karşısında kendini bir yarı-tanrı olarak görür.
Sayfa 32 - Koç Üniversitesi Yayınları, cilt 1·Kitabı okuyor
Felsefe
"Evet, genel olarak kadınların bugün erkeklerden daha aşağı ko­numda oldukları doğrudur, yani durumları gereği önlerinde daha az imkan vardır. Sorun, bu durumun sürüp gitmesinin gerekip gerekmediğidir. Birçok erkek bunun böyle olmasını diler: Henüz hepsi silahlarını bırakma­dı."
Sayfa 32 - Koç Üniversitesi Yayınları, cilt 1·Kitabı okuyor
Felsefe
Montaigne, kadına biçilen yazgının keyfi ve haksız olduğunu çok iyi anlamıştır: "Kadınlar yeryüzüne getirilen kuralları reddetmekte hiç de haksız değiler, zira bunları kendilerine danışmadan koyanlar erkeklerdir. Kadınlarla ara­mızda birtakım entrikalar ve çatışmalar olması doğaldır"
Sayfa 31 - Koç Üniversitesi Yayınları, cilt 1·Kitabı okuyor
Felsefe
Havada "Milletin hâkimiyeti" sözü bir vahiy gibi dolaşıyor. Gelip, beni, bu inzivada uyandırıyor. Türkiye'nin karanlık semasında Mustafa Kemal adı bir şafak yıldızı gibi parlıyor.
Sayfa 75 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat