Bay C

Nihayet, Salih Ağa yapacağını yaptı. Benim hesabıma ekilip biçilen Zeynep Kadın'ın tarlasından iddia ettiği ortaklık hakkını, bir gece, hiçbirimizin haberi olmaksızın kaldırıp götürdü. Bu vakayı duyduğum anda öfkemden beynim attı. Ömrümde adam dövmedim, fakat Zeynep Kadın başta olmak üzere bütün ev halkı önüme çıkıp yalvara yalvara vazgeçirmeselerdi, mutlaka gidip o küçük köy ağasını bir iyi pataklayacaktım. Meğer, birkaç gün önce bu işi yapacağını haber vermiş imiş. Ben de biliyordum ki, tarlanın asıl sahibi olmak iddiasıyla ekinden bir pay almak fikrinde idi. Fakat hayâsızlığı, cüreti bu derece ileriye götüreceğini asla tahmin edemezdim. Neyse, olan oldu. Şimdi, ne yapmalı? Doğrusu, ben kendi hesabıma herhangi bir yürek acısı duymuyorum. Biraz darı, biraz buğday ektirmiştim. Bu da ancak Mehmet Ali'ninkilere bir faydam olsun fikriyle idi. Bununla beraber, onlar da bundan çok üzgün görünüyorlar. Bilâkis beni yatıştırmaya çalışıyorlar... "Sen sağ ol, aman bir dırıltı çıkarmayalım," diye yalvarıyorlar. Beni öfkelendiren de, işte, onların bu korkuları, bu miskinlikleridir. Onlarda adalet duygusunu kurcalamaya çalışıyorum. Nafile; taş gibidirler.
Sayfa 71 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
"İnsan, hayvanların en iğrenç olanıdır."
Sayfa 71 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Bendir
Oysa, ben burada hayvanlara insanlardan daha yakınım. Onları, tiksinmeden, şefkatle sevmesini biliyorum ve bu sevgim onlara geçebiliyor. Boz eşek bana iyiden iyiye alışmış. (...) Oysa, küçük İsmail, bana karşı hâlâ ilk geldiğim geceki yabancılığını, uzaklığını muhafaza etmektedir. Ona, dostluk ve sevgi göstermiyor muyum? Eski çamaşırlarımı hep ona vermiyor muyum? Avucuna ikide bir paralar sıkıştırmıyor muyum? (...) Geçen gün, Zeynep Kadın'ı, sokak kapısının önünde benden yakınırken yakalamıyayım mı? Ben, onun bütün işlerini karıştırmışım. Salih Ağa ile aralarını bozmuşum. Zaten yanlarına geldiğim günden beri evlerinin beti bereketi kalmamış. (...) Şimdi başım iki ellerimin arasında düşünüyorum: Onlar gibi olmak, onlar gibi giyinmek, onlar gibi yiyip içmek, onlar gibi oturup kalkmak, onların diliyle konuşmak... Haydi bunların hepsini yapayım. Fakat, onlar gibi nasıl düşünebilirim? Nasıl onlar gibi hissedebilirim? (...) Geçen gün, kırlarda dolaşırken ayağım bir konserve kutusuna çarpmıştı. Durup bakmıştım. Bu kutu Amerika'dan gelmiş bir kutu idi ve üstünde İngilizce bir şeyin adı yazılı idi. Bu kutuyu buraya hangi yolcular bıraktı? Kim bilir ne zamandan beri kaldı, bilmiyorum. Fakat tuhaf bir ilgiyle eğildim, elime aldım, baktım âdeta bir eski âşinayı görür gibi oldum. Ben, bu topraklarda, işte bu teneke kutunun eşiyim.
Sayfa 68 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
"Yasa koyucular, rahipler, felsefeciler, yazarlar, bilim insanları, kadının bağımlılığının Tanrı tarafından istenmiş, bu dünya için de yararlı bir şey olduğunu göstermek için yanıp tutuşurlar. Erkekler tarafından şekillendirilmiş olan dinler bu egemenlik istencini yansıtır. Havva'yla, Pandora'yla ilgili efsanelerde bu erkekler aradıkları bahaneyi bulurlar."
Sayfa 31 - Koç Üniversitesi Yayınları, cilt 1·Kitabı okuyor
Felsefe