Bay C

Kadını Başka olarak oluşturan erkek, karşısında derinlerde yatan suç ortaklıkları bulacaktır. Böylece kadın kendi kendini özne olarak talep etmez, çünkü bunun için gerekli somut araçlardan yoksundur, çünkü onu erkeğe bağlayan zorunlu bağın karşılıklılığını ortaya koymaksızın bu bağı hisseder ve çünkü çoğu kez Başka rolünden hoşlanır.
Sayfa 30 - Koç Üniversitesi Yayınları, cilt 1·Kitabı okuyor
Felsefe
Reklam
"Şimdiki zaman geçmişi sarmalar ve geçmişte tüm tarihi yapan erkekler olmuştur. Kadınlar dünyanın şekillendirilmesinde rol oynamaya başladığı halde, bu dünya hâlâ erkeklere ait bir dünyadır. Erkekler bundan kuşku duymazlar, kadınlar ise pek az kuşku duyarlar."
Sayfa 29 - Koç Üniversitesi Yayınları, cilt 1·Kitabı okuyor
Felsefe
İki cinsiyet dünyayı hiçbir zaman eşit olarak paylaşmamıştır; koşulları evrilmekte olsa da, günümüz­ de kadın hâlâ büyük ölçüde engellenmiş durumdadır.
Sayfa 29 - Koç Üniversitesi Yayınları, cilt 1·Kitabı okuyor
Felsefe
"Kadına inanmaktansa, onu aldatmayı daha tatlı bulurum. Zira sevildiğini hisseden kadın kadar çekilmez bir şey yoktur.'
Sayfa 45 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Birkaç gününü kasabada geçirmeğe giden muhtar, birtakım havadisler ve birtakım yeni fikirlerle döndü. Gerçi, bana pek açılmıyor. Fakat, ben, bana söylediklerinin arkasında, söylemek istemediklerini keşfediyorum. Ve bazı yarım cümlelerini, başkalarından işittiklerimle tamamlayarak kafasının içindeki şeylere nüfuz ediyorum. Ona göre, Kemal Paşa'nın açtığı yol, çıkmaz bir yolmuş. Hem de çok tehlikeli imiş. Çıkmaz bir yolmuş, çünkü padişah kendisiyle beraber değilmiş. Padişah, düşmanla çoktan barış yapmış. Sonra, "Avrupa" diye bir kraliçe varmış. O işe karışmış. "Ben sizin müşkülünüzü hallederim," demiş. Tehlikeli bir yolmuş. Çünkü... düşman yalnız İzmir'de çoğunup otururken, Kemal Paşa'nın ettiklerine kızıp daha ileriye varmış. Bursa'ya kadar gelmiş. Nihayet geçen gün, İnōnü'ye dayanmış. Öfkeden tirtir titreyerek: —Oradan püskürttük, hem de döğe döğe... diyorum. Muhtar, sinsi bir tebessümle, kırçıl sakalı arasından gülümsüyor. Onu omuzlarından tutup sarsmak ve: —Ne gülüyorsun? diye bağırmak istiyorum. Öfkemi, yüzümden sezen köylüler, birer birer etrafımdan çekiliyorlar. Muhtar, onlarla beraber ensesini kaşıya kaşıya ve önüne bakarak uzaklaşıyor. Biraz ötede, benden uzak bir çevre teşkil edip duruyorlar.
Sayfa 40 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat