"Kadın olarak, kadını ele alan kitaplar hakkında adil olamam... Bence, kadın, erkek, kim olursak olalım hepimizin insan varlıkları olarak ele alınması gerekir."
–dorothy parker
Sayfa 24 - Koç Üniversitesi Yayınları, cilt 1·Kitabı okuyor
Bir kadının içkinlik yaşamını seçmesi – yani yaşamı tekrarlamaktan ibaret bir hayata kendini teslim etmesi – kendi ekonomik bağımsızlığından vazgeçmesi, üretmek, dünyayı değiştirmek için bir adım atmaması, salt yaşamla ve yaşatmakla ilgilenmesi, varlığının yabancılaşmasına, yabancı güçlerin denetimine girmesine yol açar. Çocuk doğurup, ailelerinden veya kurumlardan destek göremedikleri için işlerini bırakmak zorunda kalan ve bir daha çalışmaya dönemeyen kadınlar, böylece asıl işlevleri olan kadınlık işlevine rücu etmiş olmuyorlar, kendi varlıklarına yabancılaşıyorlar.
–zeynep direk
Sayfa 21 - Koç Üniversitesi Yayınları, Önsöz'den, cilt 1·Kitabı okuyor
Beauvoir biyolojik verileri gözetmenin önemini fenomenolojik bir gerekçede temellendirir: "Zira bedenimiz dünyaya tutunmamızın [prise] aracı olduğu ölçüde, onu şöyle ya da böyle tutup kavramamıza bağlı olarak dünya da bize farklı görünecektir." Bedenimiz sayesinde dünyadayızdır, dünyayı algılarız, dünyaya tutunuruz; dolayısıyla bedenimizi nasıl algıladığımız, kavradığımız dünyayı algılamamızın, anlamamızın anahtarlarından birini oluşturur. Biyolojik olgular bizi belirlediği için değil, bizim o olguları anlama ve yorumlama biçimimiz dünyayı yaşama tarzımızı kurduğu için biyolojik etkenlerin göz ardı edilmemesi gerekir.
–zeynep direk
Sayfa 20 - Koç Üniversitesi Yayınları, Önsöz'den, cilt 1·Kitabı okuyor
Maksat bu zavallı halkı soymak olduktan sonra, bunun türlü yollarını çeşitli çarelerini bulmak elbette kolay olur.
(...)
"Öğretmen efendi" demiş "ben de evleneceğim, yuva kuracağım."
"İnşallah."
"Bir de oğlum olacak."
"İnşallah."
"Adını Hasso koyacağım."
"Çok güzel."
"Benim Hasso'yu sen okutursun, değil mi?"
"Elbette okuturum."
"Yaramazlık ederse, döversin."
"Ne münasebet."
"Yok, yok döversin."
"Vallah dövmem."
"Dövmez olur musun, mutlak döversin."
"Dövmem yahu!"
"Ya dersine çalışmazsa, edepsizlik ederse?"
"Yine dövmem."
"Haylazlık ederse?"
"Ehhh, dövmem ama şöyle böyle belki çırptırırım."
"Vay sen Hasso’yu döversin ha!"
Harami atlamış yol arkadaşının üstüne:
"Sen Hasso’yu döversin ha!" diye diye zavallı öğretmeni bir güzel soyup soğana çevirmiş.
İşte böyle efendim. Bizi bir kere soymaya karar verenler, elbette ki sebep olarak bir Hasso bulacaklar.
Sayfa 191 - YKY, [Alibaba, (1), 25 Kasım 1947], "Vay Hasso'yu Döversin Ha!" adlı metin·Kitabı okudu