Bay C

Savaşın üçüncü, dördüncü yıllarında sevincimizin yanında üzüntülerimiz de vardı. Düşmanı adım adım kovuyorduk yurttan. Gelgelelim, sıkıntılarımız da günden güne artıyordu. Elimizde fazla bir şey kalmasa da güzün ekinimizi harman ettik, patateslerimizi söktük, fakat daha kışı yarılamadan açlık başladı. Hele baharı, yazın sıcak günlerini geçirmek hiç kolay olmadı. Hayatta kalabilmek için ağaç kabuklarını mı yemedik, ot mu pişirmedik, biraz sütle ağartıp su mu içmedik? Hem ben hem Aliman çalışıyorduk, evde eteğimize yapışan da yoktu. Fakat keşke olaydı. Kalabalık ailelerin şiş karınlı, soluk benizli çocuklarının bir parça ekmek için el açtıklarını gördükçe yüreğimiz parçalanıyordu. Biri çıkıp, "Cepheye gidecek, orada öleceksin, o zaman savaş bitecek, bu çocuklar açlıktan kurtulacak," deseydi gözümü kırpmadan giderdim. Yeter ki yavruların aç bakışlarını görmeyeydim. Bir gün Aliman'a açtım düşüncelerimi. Gözlerini yüzüme dikerek şunları söyledi: "Ben de aynı şeyi yapardım. İşin en kötüsü nedir, biliyor musun, anne? Bu çocuklar niçin aç kaldıklarını anlamıyorlar. Biz büyükler açlığın nedenini bildiğimiz için bir avunma yolu buluyor, 'Bütün bunlar bir gün sona erecek,' diyoruz. Çocuklar böyle şeylerden anlar mı hiç? Babaları savaştan dönene dek onlara biz bakacak, ellerine ekmeği biz vereceğiz. İşte sana ve bana bu düşüyor, anne, bu da olmasa yaşamanın bir değeri var mı?"
Sayfa 91 - Ketebe·Kitabı okudu
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Toprak Ana, Savankul gibi, Kasım gibi insanlar ölüyorlar da neden dağlar devrilmiyor, göller taşmıyor? Babasıyla oğul toprağı işleyen, çalışkan iki insandı. Kuruluşundan beri dünyanın yükünü böyleleri taşır; herkesi yedirdikleri, içirdikleri yetmiyormuş gibi savaş çıkınca cepheye ilkin onlar koşar. Şu savaş çıkmasa Savankul'la Kasım nice işin üstesinden gelecek, emeklerinin ürününden nice insan yararlanacaktı! Ekilecek tarlaların, kaldırılacak hasadın hesabı olmayacaktı. Onlar da kendi didinmelerinin karşılığını başkalarından kat kat görecekleri için yaşamaktan büyük mutluluk duyacaklardı. Söyle bana, Toprak Ana, doğrusunu söyle: Savaşmadan yaşayamaz mı insanoğlu?" "Zor bir soru sordun, Tolgonay. Savaşlarda yok olmuş uluslar vardır, yakılmış yıkılmış, kumlar altında kalmış kentler vardır. Öyle zamanlar oldu ki, insan izi görebilmek umuduyla çok bekledim. İnsanlar savaşa kalkıştıkça, ‘Durun, kan dökmeyin!' diye karşı çıktım. Şimdi de aynı şeyleri söylüyorum: 'Ey denizlerin, dağların ötesinde yaşayanlar! Ey bu dünyanın insanları! İstediğiniz nedir sizin? Toprak mı? İşte toprak karşınızda, benim. Ancak, hepiniz içinim ben, bana göre sizler birbirinize denksiniz. Benim yüzümden kavgaya gerek yok. Sizin dostluğunuzu, emeğinizi istiyorum. Sürülmüş tarlanıza bir tohum atın, size yüz tane vereyim. Dikeceğiniz bir dalcıktan size koskoca çınar yetiştireyim. Bağ bahçe yetiştirin, meyve yağdırayım."
Sayfa 79 - Ketebe·Kitabı okudu
Edebiyat
"Biçilmiş ekinler arasında kıpırdanmadan oturuyordum. Böyle ne kadar zaman geçti, bilmem. Yere düşen yazmamı alıp başıma saracak güç kalmamıştı kollarımda. Bir ara dizi dizi giden karıncalara takıldı gözlerim. Onlar da çalışıyorlar, yuvalarına çerçöp taşıyorlardı. Fakat yanlarında kendileri kadar, belki kendilerinden daha çalışkan, dertli bir insanın oturduğuna aldırdıkları yoktu. Bu küçücük yaratıklara imrendim o anda. Acı, tasa bilmeden işlerini yapıyorlardı. Savaş olmasa karıncaları kıskanır mıydım hiç?"
Sayfa 40 - Ketebe·Kitabı okudu
Edebiyat
Sakarya Meydan Muharebesi
"13 Eylül'de Sakarya Meydan Muharebesi zaferle sonuçlandı. Düşman ordusu perişan bir halde Sakarya Nehri'nin batısına atıldı. Efendiler, Türkiye Büyük Millet Meclisi ordusunun Sakarya'da kazandığı bu zafer, tarihte eşi görülmemiş büyük bir meydan muharebesidir. Bu zafer, milletimizin bağımsızlık mücadelesinde önemli bir dönüm noktasıdır. Bu zaferi kazanan kahraman ordumuzu, komutanlarımızı ve milletimizi en içten duygularımla tebrik ediyorum. Bu zaferin kazanılmasında büyük emeği geçen Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa başta olmak üzere tüm komutanlarımızı, subaylarımızı ve Mehmetçiğimizi şükranla anıyorum. Bu zafer, milletimizin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinde bir dönüm noktasıdır. Düşmanın Anadolu'yu işgal etme hayalleri bu zaferle son bulmuştur. Artık düşman, vatan topraklarımızdan tamamen atılıncaya kadar takip edilecek ve bir daha böyle bir maceraya kalkışamayacaktır. Efendiler, Bu zafer, milletimizin azmi, inancı ve kahramanlığının bir sonucudur. Bu zaferle, Türk milleti dünyaya bir kez daha bağımsızlığını koruma kararlılığını göstermiştir. Bu zafer, milletimizin hür ve bağımsız yaşama hakkının bir ifadesidir. Bu zaferin ardından, düşmanın vatan topraklarımızdan tamamen atılması için ordumuz takip ve taarruzlarına devam edecektir. Vatanımızda tek bir düşman askeri kalmayıncaya kadar mücadelemiz sürecektir. Yaşasın Türk ordusu! Yaşasın Türk milleti!" –19 eylül 1921
Sayfa 161 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Tarih