Bunca yıldır kitaplarda öğretmenlerin kudurmuş ruhumu doyurmak için beni hangi besinle beslediklerini
Ve Zorba’nın birkaç ayda bana nasıl aslanca bir besin verdiğini düşündüğümde içimdeki acıyı ve kızgınlığı güçlükle önleyebiliyordum.
Diğer arkadaşların düşüncesi de bu yöndeydi ancak onlar benden farklı olarak bu sözlerde bir de fazladan bir sürü hakaret ya da meydan okuma sezmediler. Onlar çevremizde, hayatta olup biteni anlamaya pek çalışmıyorlardı, yalnızca dünyanın alışılageldik çılgınlığının son birkaç ayda arttığını insanın yaşamını istikrarlı bir şeylere dayandırmasının da artık pek mümkün olmadığını sezinleyebiliyorlardı, o da zar zor.