Kitaptan önce dikkatimi çeken, yazarın hikayesi oldu nedense.. Anthony Burgess, tümör nedeniyle 1 yıldan az ömrü kaldığını öğrenir ve ölümünün ardından karısının geçimini sağlaması için kitaplar yazmaya başlar. Daha sonra ise yanlış tanı koyulduğu öğrenilir ancak Burgess artık ünlü bir yazar olmuştur. Alex karakterinin öfkesi ve nefreti bu hikayeyi öğrendikten sonra daha net anlaşılıyor bence..
Hayattan gelip geçerken herhangi bir iz bırakmayanların,varlığın bir anlamı olmadığı gerçeğini göremedikleri sürece işleri zordur. Bu duygunun tembeller,dünyevi insanlar, zamanını boşa geçirip herhangi elle tutulur bir eser bırakmayanlar için kaçınılmaz bir durum olduğu bellidir.
Bir atasözü der ki " şeytan tembellerden beslenir." meşguliyeti olmayan beyin kısa zaman sonra gereksiz şeylerle ilgilenmeye başlar. Hicbir şey yapmayan insan sıkıntılarını tekrar tekrar çiğniyor gibidir.
O meşhur ürpertici olabilecek tek alıntı bu sanırım..
"Bugün annem öldü. Belki dün bilmiyorum. Bakımevinden bir telgraf aldım:
Anneniz öldü, cenazesi yarın kaldırılacak.
Saygılar.."
Kendi benligimde eksik olanı ötekinde yüceltirim ve bu yüceltilmiş öteki ile birleşerek bende eksik olana kavuşurum. Ancak yüceltme bir bumerang gibi geride dönebilir. Ne zaman ki sevgili, arzularımı yansıtacağım,kendimde eksik bulduğumu bana geri verecek bir işlev görmez, o zaman hakir görülmeyi hak eder.