"İnan bana, büyük acı yoktur, büyük pişmanlıklar, büyük anılar
yoktur. Her şey unutulur, büyük aşklar bile. Yaşamda aynı anda hüznün
ve coşkunluğun bulunuşu bundandır. Olayları görmenin ancak belli bir
yolu vardır ve zaman zaman ortaya çıkar. İşte bunun içindir ki,
yaşamında büyük bir aşka, mutsuz bir tutkuya sahip olmuş olmak yine de
iyidir. Bu en azından bizi çökerten nedensiz umutsuzluklar için bir
korunmadır."
— Neden olmasın, benim de dinim var dedi Eczacı; hem benimki, o türlü türlü hokkabazlıklar, maskaralıklar
eden heriflerin hepsininkinden ileri... Bilakis, ben Allah'a taparım. Bizi, vatandaş ve aile babası
vazifelerini görelim diye bu dünyaya getiren, adı ne olursa olsun, bir Yüce Varlık, bir Yaradan
bulunduğuna inanırım. Ama, kiliseye gidip gümüş tabaklar öpmeye, bizden iyi yiyip içen birtakım
soytarıları kesemden beslemeye gereksinme duyamam; çünkü insan Allah'a saygısını bir ormanda, bir
tarlada, hatta eski zaman adamları gibi, gök kubbeyi seyretmekle de gösterebilir.
Güneş hüzünlü hüzünlü yükseldi; güneşin üzerine vurduğu hiçbir şey, sahip olduğu yetenekleri ve
güzel duyguları kullanma becerisinden yoksun, kendi yaran ve mutluluğu için bir şeyler yapmayı
beceremeyen, dahası bu feci halinin farkında olan ve bu feci halin onu tüketmesi pahasına kendinden
vazgeçen bu adamdan daha hüzünlü değildi