Begorella

Begorella
@Begorella
Kıvırcık okur ( daima )
Begorella blog yazarı, Radyo konusmacısı " öğrendiklerimin anlatıcısı öğreneceklerimin dinleyicisi.
Bir kadın kitaplar uğruna yanabiliyorsa, kitapların içinde bir şeyler olmalı; hayal edemeyeceğimiz bir şeyler...
samsun
çorum, 3 Mart
382 okur puanı
Mart 2022 tarihinde katıldı
hayata tutunmaya çalışan 3 kuşak
Puan vermedi·184 syf.··
2026 56. kitabı
Zeynep Kaçar kaleminden Kabuk doğan kitaptan sarsıcı ve bir o kadar düşündürücü roman. Sabiha, Sezin, Füsun... Anneanne, anne, evlat... unutmadan söylemeliyim bir de son bölümde açığa çıkan bir sır... Kitap, bir ailenin üç kuşak kadınını (Sabiha, Sezin ve Füsun) ve onların toplumsal normlara karşı verdikleri varoluş mücadelesini konu alır. Roman, kadınlık hallerini, aile baskısını ve bireylerin hayatta kalmak için kendilerine oluşturdukları koruyucu "kabukları" işler. Kitabın adı da zaten buradan gelir.Kendini gerçekleştirme çabası içindeki üç kuşağın hayatın gelip dayattıkları karşısında başkalaşması, kabuk değiştirmesi, kabuğuna sığamadıkça çaresizleşmesi, çaresizleştikçe gerçeklikten uzaklaşması sarmalı... Oysaki kabuk bir nesnenin veya canlının dışını kaplayan, onu dış etkenlerden koruyan, genellikle sert, odunsu, kitinli veya kireçli dış katman olarak bilsek bile burada acının yoğurduğu kadınları koruyan da sıkıştırıp ezen de aile kabuğuyken benzetmesi ve her şeye rağmen var olmaya çalışanlara verdiği mesaj ile çok etkilendim ."asla vazgeçme kendin olmaktan!" — "Yitirmeyi kabullenmek insanın en zorlu sınavlarından biriydi." Tutmaya çalıştıkça ellerinden kayan hayatlarının peşinde çözümü delirmekte bulanların hem kanatan, hem sağaltan ama hep güç veren hikâyesi... Realist ve sürrealist unsurları iç içe geçiren, zamansal kaymaların olduğu özgün bir dili vardır. "Kabuk" yazarın edebiyat dünyasında ilk büyük çıkışını yaptığı eser.
KabukZeynep Kaçar · Doğan Kitap · 20211,642 okunma
Reklam
DÜNYANIN EN MUTLU İNSANI KİMDİR?
Puan vermedi·224 syf.··
2026 57. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 13:33
"Kimseye güvenmiyorsan neye sahipsindir ki?" "İnsanın kalbini huzura erdiren en büyük erdem masumiyettir." Tarihsel olay, vefa, insanın zaafı, aşk , devletin o günkü durumu, işgaller, kültürel varlıkların korunması , görünüş ve gerçeklik arasındaki farklar... bu kitabın verdiği mesajlardan ben en çok "güvenin olduğu "mesajlarını beğendim. Bence sadakat, bazen en büyük hazineden daha ağır bir yüktür. Bazı sırlar öyleki Kaşıkçı Elması’ndan daha parlaktır görüyoruz ki saklanması daha zordur. Gülünç belki ama en acısı da şehir yanarken hırsızın derdi, ateşin aydınlığında neyi çalacağıdır. Oysa Buna dünya derler, hiçbir gerçek gizli kalmaz! Böyledir dünya, bir edene bir eden bulunur. Dünyada insanın itibarını kaybetmesinden daha büyük ceza olmadığını anladım. İtibarsızlık, ölmeyi istetecek bir imtihan biçimiydi. peki o zaman bir düşünelim "Sizce dünyanın en mutlu insanı kimdir?" İskender Pala'nın 2026 tarihli "Soygun" romanı, kapı yayınlarından 224 sayfalık bu roman takvimler 1826 yılında II. Mahmut döneminde, Vaka-i Hayriye (Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması) günlerinde Osmanlı Sarayı'ndan Kaşıkçı Elması'nı çalma girişimini konu alan tarihi bir polisedir. “Masalları artık değiştirmek lazım dostum, ormanın sultanı aslan değil tilki olmalı.” alıntısı ile başlar. "Ayasofya müezzinleri akşam ezanını okuyordu; Haydin kurtuluşa!... Kurtulabilecek miydi acaba? Daha üç saat evvel çıktığı kapıdan tekrar girerken içindeki duygular karmakarışıktı. Cuma selamlığından sonra Sultan Mahmut Hazretleri başının ağrıdığından şikâyetle bir parça istirahat edeceğini söylemiş, o da Paşakapısı’na dönmüştü. Padişahı düşündü. Zavallı adam, tek başına bir ülkeyi ayakta tutmaya çalışıyordu. Mektepler açtırıyor, ıslahatlar yaptırıyor, ülkeyi kalkındırmaya çalışıyordu. Ama zaman, mutsuz
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,361 okunma

Begorella

, bir kitap okudu
Puan vermedi·224 syf.··
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 13:33
·
2026 57. kitabı
İskender Pala
8.6/10 · 1.361 okunma
sarsıntı nerede?
Puan vermedi
"Dünya hali böyledir, insan koyun koyuna yattığıyla bile aynı rüyayı görmez. Herkes kendi hesabına uyanır, herkes kendi kâbusuna uyur." "Herkesin derdi başka başkaydı..." Mahir Ünsal Eriş kaleminden doğan kitaptan 128 sayfalık çok severek okuduğum bir öykü kitabı. İlk başlarda birbirinden bağımsız gibi düşünülse de öyküler aslında bir şekilde birbirine bağlı hayatları okuyoruz. Kitap küçük sahil kasabasında meydana gelen aynı doğa olayının (deprem/sarsıntı ve sarıyaz ) etrafında karakterlerin kalp kırıklıkları ve yalnızlık temaları gibi bir şekilde doğa olayları ile tepetaklak olan kişilerin hayatlarını okuduğumuz 8 öyküden oluşur. “Sarı yaz dedi bu hadiseye. Aslında sarıyaz buna denmez. O, sonbaharın başında olur. Gölgeler uzar, ışık kırılıp yerlere saçılır, yapraklar döküleceklerini haber verirler salınışlarıyla. Bu sarı yaz değil, resmen ahir zaman felaketi.” Kitaba adını veren "Sarıyaz" özellikle Güney Ege ve Akdeniz kıyılarında, Eylül ayı ortasından Ekim ayı sonuna kadar (yaklaşık 15 Eylül - 15 Ekim) yaşanan, yazdan kalma sıcak ve güneşli günleri ifade eden bir terimdir. Kalabalıkların çekildiği, denizin hala sıcak, havanın ise daha sakin ve huzurlu olduğu sonbahar dönemidir. Eriş’in kendine has kalemi samimi,içten, yerel detaylarla bezeli ve bir o kadar da melankolik anlatımıyla sarıyaz farklı bir şekilde öne çıkar. "İnsan yalnızdı, çaresizdi. Bitkiler gibi kök verip yüzyıllarca dünyaya tutunamıyor ya da hayvanlar kadar mükemmel koku alamıyor, hızlı koşamıyor, uzakları göremiyor, kanatlanıp uçamıyordu. O yüzden insan insana mecburdu, muhtaçtı işte. Bunu bilmeli, dünya ve insana bunu bilerek bağlanmalıydık..." ‘’Hakiki kitap satılmaz; satıldığıyla değil sayıldığıyla övünür. Kitap dediğin elden ele geçer. Çok satan şeyden hayır gelse dünyayı fırıncılar
SarıyazMahir Ünsal Eriş · Doğan Kitap · 20245,6bin okunma
"...Hayvanlara da yazıktı aslında. İnsanlar sırf kendi zevkleri için dört duvar arasına tıkıyordu hayvanları. Akşamları nasıl da heyecanlanırdı sokağa çıkacak diye. Sokaktı aslında onların doğal ortamı, evden iyiydi en azından..."
Reklam