İçinde kendimden parçalar bulduğum kitap. Okurken hayata hepimizin biraz yabancı olduğunu düşündüğüm ve bunun bizler için iyi değil kötü olduğunu anladım.
İçinde Stefan Zweig'in beş farklı hikayesi var ve her hikayede kendinizden bir ieyler bulabiliyorsunuz özellikle Ay Işığı Sokağı ve Leporella hikayelerini çok beğendim tüm hikayelerde de kendine ait ayrı bir hüzün, heyecan var.
“1984, okuyucuyu, geçmişin, belleğin, düşünmenin, dilin, başkaldırının, aşk be erotizmin yok edildiği bir toplumda yaşanan insanlık karabasanıyla yüz yüze getirdiği içindir ki, yazıldığı ve yayımlandığı dönemin güncelliklerinin çok ötesinde bir yapıttır. Bu karabasanın ürkünç labirentinde yolumuzu ararken, içinde yaşadığımız gerçek dünyanın önyargıları, hoşgörüsüzlükleri, bağnazlıkları, baskı ve zorbalıkları, kayıtsızlık ve horgörüleri çıkar karşımıza. Evet, Orwell'in bu kitabı yalnızca geleceğe ilişkin değil, günümüzd ilişkin de bir uyarıdır. Belki de, gelecek şimdi olduğunda artık çok geç olacağına ilişkin bir uyarı." Diyen Celal Üster'in sözleri kitabı en iyi anlatan düşünce benim için ve George Orwell'in bu kitabı 1948 yılında yazmasına rağmen şu an yaşadığımız dünyayı, durumu, bağnazlıkları bile anlatması kitabın her zaman kült olarak kalacağı düşüncesini kanıtlar nitelikte