Berceste

Reklam
Puan vermedi·56 syf.·
2026 105. kitabı
Arkadya doğduk hepimiz; başka bir deyişle dünyaya mutluluk ve zevk beklentisiyle dolu olarak adım atarız…” (s.11) Schopenhauer mutluluğun dış dünyada aranmasının bir hata olduğunu söylerken, bunu kısa ama sarsıcı aforizmalarla kuruyor. “Hiçbir şey kıskançlık kadar uzlaşmasız ve acımasız değildir” (s.12) diyerek insanın kendi içindeki zehirli duyguların bile mutsuzluğun kaynağı olduğunu gösteriyor. Bu aforizmalar bir araya geldiğinde kitap, mutluluğu aramak yerine acıyı azaltmayı öğreten bir düşünce sistemine dönüşüyor. “İnsanın ne istediğini bilmesi gerekir; ama neyi yapabildiğini bilmesi daha önemlidir” (s.15) ifadesi kitabın merkezine yerleşen düşüncelerden biri oluyor. Yazar mutluluğun hayallerle değil, sınırların farkına varmakla mümkün olduğunu savunuyor. “Kendi karakterine uygun olanı seçmeyen kişi, kendini sürekli mutsuz eder” (s.14) diyerek insanın en büyük hatasının kendine yabancı bir hayat kurmak olduğunu söylüyor. Bu noktada aforizmalar yalnızca birer söz değil, bir yaşam rehberi gibi ilerliyor ve okuyucuyu sürekli kendine döndürüyor. “Mutluluğun kaynağı, isteklerimizin azaltılmasında yatar” (s.20) düşüncesi ise kitabın en sert ama en gerçekçi tarafını oluşturuyor. “İnsan, sahip olmadıklarına üzülmek yerine sahip olduklarını düşünmelidir” (s.10) diyerek modern insanın doyumsuzluğunu eleştiriyor. Bu aforizmalar bir araya geldiğinde açıkça görülüyor ki Schopenhauer’a göre mutluluk bir kazanım değil, bir eksiltme işi oluyor. Ne kadar az beklenti, o kadar az hayal kırıklığı ve dolayısıyla daha dengeli bir ruh hali ortaya çıkıyor. Kitap boyunca kurulan bütün bu kısa ama yoğun cümleler tek bir noktada birleşiyor, insan, dış dünyayı değiştiremez ama kendi bakışını değiştirebilir. “Hayatın değeri, ona nasıl baktığımızla belirlenir” (s.11) fikriyle eser
Bercesteden
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Can Yayınları · 202017,8bin okunma
Saf Bir Yürek
Puan vermedi·56 syf.·
2026 104. kitabı
Gustave Flaubert Fransız edebiyatında gerçekçiliğin güçlü temsilcilerinden biri olarak sade ama derin bir anlatım kuruyor. İç dünyayı küçük ayrıntılar üzerinden gösteriyor. Saf Bir Yürek ’te hikayenin merkezindeki karakterin iç dünyasını doğrudan yansıtıyor. Hikayesini “Sıradan bir yaşamın…”yoksul bir köylü kadının öyküsü olarak tanımlanıyor. Feletice’nin yıllar boyunca süren sade ve hizmet dolu hayatını anlatıyor. Gündelik işler, küçük mutluluklar ve kayıplar onun dünyasını şekillendiriyor, insanın karşılık beklemeden sevebileceğini ve değerinin çoğu zaman görünmeyen fedakarlıklarda saklı olduğunu anlatıyor. Okurunu sade bir hayatın içindeki derinliği farettirerek metinden koparıyor . Flaubert, küçük bir yaşamın bile ne kadar büyük anlamlar taşıyabileceğini hissettirerek anlatıyı tamamlıyor. Herkese keyifli okumalar
Bercesteden
Saf Bir YürekGustave Flaubert · Can Yayınları · 20193,510 okunma
Puan vermedi·160 syf.·
2026 103. kitabı
Gılgamış Hikayeleri ’nın açıklama bölümü eseri yalnızca eski bir kahramanlık anlatısı olarak sunmuyor, onu insanlık hafızasının en eski kapılarından biri gibi gösteriyor. Sümerler üzerinden uygarlığın ilk adımlarını, yazının doğuşunu, inancın şekillenişini ve insanın dünyayı anlamlandırma çabasını önümüze seriyor. Daha destanın kendisine geçmeden önce metnin kültürel ve tarihsel olarak da çok büyük bir ağırlık taşıdığını anlatıyor. Sümerlerin insanlık tarihindeki yerinin ne kadar güçlü çizildiğini, Yazının ilk biçiminden matematiğe, ölçü bilgisinden kent yaşamına kadar pek çok şeyin kökeninde onların bulunduğu anlatılıyor. Dicle ve Fırat çevresinde kurdukları şehirler, geliştirdikleri sulama düzenleri, ticaret yolları ve tapınaklarıyla bir medeniyet fikrini temsil ediyorlar. Okurken, bugünün dünyasının çok uzak bir geçmişte atılmış küçük ama belirleyici adımlar üzerine kurulduğunu hissettiriyor. Tufan anlatısının Sümer kaynaklarına kadar uzandığının söylenmesi, destanın yalnızca bir edebiyat metni olmadığını, Gılgamış’ı yalnızca Mezopotamya’nın değil, bütün insanlığın ortak anlatılarından biri haline getiriyor. Gılgamış Destanı’nın nasıl ortaya çıktığını, nasıl korunduğunu ve nasıl bugüne ulaştığını adım adım anlatıyor. Tabletlerin bulunması, çivi yazısının çözülmesi, Ninova Kitaplığı’nın önemi ve farklı anlatı parçalarının zaman içinde birleşerek büyük bir destana dönüşmesi metne ayrı bir derinlik katıyor. Metnin tesadüfen kalmış bir kalıntı değil, yüzyıllar boyunca taşınmış büyük bir insanlık mirası olduğunu daha iyi anlamaya yardımcı oluyor. Bu destanı okumadan önce okuru zihinsel olarak hazırlıyor ve metne daha dikkatli ve anlaşılır bakışmasını sağlıyor. Gılgamış Destanı’nı yalnızca “ilk destan” olduğu için önemli kılmıyor, aynı zamanda insanın kendini, dünyayı ve ölümü
Bercesteden
Gılgamış HikayeleriAnonim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019500 okunma