”Yetkinleşmiş erdem, günah kadar hesaplı hareket eder.” (s.88)
19. yüzyıl Fransız edebiyatının en güçlü gözlemcilerinden biri olan Balzac, insan ruhunu ve toplum yapısını bütün ayrıntılarıyla anlatıyor. İnsanlık Komedyası adını verdiği büyük bütün içinde, karakterlerini yalnızca bir hikâyenin parçasından çok bir dönemin aynası olarak da kuruyor. Özellikle para, hırs ve insan ilişkileri arasındaki bağı keskin bir gerçekçilikle işliyor.
Eugénie Grandet ismi yalnızca bir kişiyi değil onun temsil ettiği saflığı, sabrı ve içsel gücü de simgeliyor. Aynı zamanda Grandet soyadı üzerinden ailenin cimrilik ve servet takıntısı da isimle birlikte anlam kazanıyor.
Taşra hayatının durağanlığı içinde yaşayan Eugénie’nin ailesiyle birlikte sürdürdüğü sade ama baskı dolu yaşamı anlatıyor. Babasının aşırı cimriliği ve para hırsı evin atmosferini belirlerken, Eugénie’nin dünyası bir misafirin gelişiyle değişmeye başlıyor. Bu karşılaşmayla onun duyguları, hayata bakışı ve iç dünyası yavaş yavaş dönüşmeye başlıyor.
Paranın insan üzerindeki etkisini ve bu etkinin insani değerleri nasıl aşındırdığını gösteriyor. Eser gerçek zenginliğin para değil, insanın iç dünyasında taşıdığı değerler olduğunu vurguluyor.
Derin bir iç hesaplaşma ve buruk bir olgunlaşma hissiyle Eugénie’nin yaşadıkları okurken fazlasıyla düşündürüyor. Hayatın görünmeyen taraflarını düşünmeye çağırıyor. Balzac, hikâyeyi bitirirken aslında insanın en büyük sınavının dış dünyayla değil, kendi iç dünyasıyla olduğunu hissettiriyor.
Herkese keyifli okumalar.