Berceste

Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·196 syf.·
2026 78. kitabı
Nadir rastlanan bir insan olduğu için Duyulan kıskançlık da o derece büyük olur; Kıskanan da güçlü bir kişi olduğu için, Şiddetli olacaktır kıskançlığı da.” (s.24) William Shakespeare insanın en zayıf yanlarından birine dokunuyor aklın sustuğu yerde duygunun nasıl kontrolü ele aldığını kış masalında gösteriyor. Oyun beş perde boyunca sakin ve dengeli ilerliyor, saray hayatının içinde dostlukların, evliliklerin ve sadakatin kurduğu düzen kendini gösteriyor. Ancak küçük bir şüpheyle başlayan süreçte ilişkilerin yavaş yavaş sorgulanmasına ve dengelerin bozulmasına neden oluyor. Hiçbir somut kanıt olmadan büyüyen bu kıskançlıkla kurulan sevgi bağı yavaş yavaş yok ediyor. Suçlamalar, kayıplar ve geri dönüşü olmayan hatalar peş peşe geliyor. Yıllar geçiyor ama zaman araya giriyor ve hikaye ikinci bir hayat buluyor. İlk bölümdeki sertlik, yerini daha yumuşak ve umutlu bir tona bırakıyor. Shakespeare trajedi ile birlikte umutlu bir hikaye kuruyor. İlk bölümde sert bir çöküş izletirlen ikinci bölümde affetmenin ve yeniden başlamanın mümkün olduğunu hissettiriyor. Bu geçişle karanlıktan aydınlığa doğru ilerleyen bir yapı kuruluyor. Okurken sahneler iki ayrı dünya gibi akıyor. Ağır ve karanlık bir atmosfer yerini daha sıcak ve canlı bir havaya dönüşüyor. Kış Masalı kıskançlık hikâyesiyle insanın hatalarıyla yüzleşip yeniden ayağa kalkabileceğini anlatan bir kurgusallıkla oluşturuyor. Geçmişin yüküne rağmen umutla her şeye rağmen devam edilebileceğini gösteriyor. Herkese keyifli okumalar.
Bercesteden
Kış MasalıWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20213,021 okunma
Puan vermedi·154 syf.·
2026 77. kitabı
Konuşmalarınız bazen yamalı bohça gibi. Yamalar da fena sırıtıyor.” (s.13) 1598–1599 yılları civarında yazıldığı kabul edilen Kuru Gürültü Komedyası daha ilk anda dilin ne kadar aldatıcı olabileceğini, sözün sadece bir iğneleme değil, oyunun tamamına yayılan yapısı da özetliyor. İnsanların söyledikleriyle hissettikleri birbirini tutmuyor, sözler çoğu zaman gerçeği gizleyen bir örtüye dönüşüyor. William Shakespeare dili bir oyun alanı gibi kullanıyor, karakterler konuşurken hem kendilerini saklıyor hem de farkında olmadan açığa çıkarıyor. Oyun oldukça canlı ve hareketli bir şekilde ilerliyor. Söz atışmaları daha ilk sahnelerden dikkat çekiyor. Sürekli birbirlerini küçümseyen, alay eden karakterler aslında en çok birbirine yaklaşan kişiler gibi duruyor. Sözlerin sertliği, duyguların derinliğini gizliyor. Diğer yandan da daha sade ama kırılgan ilişki ilerliyor. Bu iki farklı çatışmayla oyunun dengesini kuruyor. Olaylar bir noktadan sonra karışıyor. Küçük bir kurgu, bir yanlış yönlendirme, her şeyi tersine çeviriyor. Oyun sadece bir komedi olmaktan çok insanın ne kadar kolay yönlendirilebildiğini de göstermeyi vurguluyor . İnsanlar çoğu zaman gerçeği değil, duyduklarını ya da inanmak istediklerini kabul ediyor. Dedikodular ve yarım yamalak bilgilerle kurulan küçük oyunlar hayatları yönlendiriyor. Shakespeare hem güldürüyor hem de ince bir eleştiri yapıyor, yanlışlarla ve gururla iç içe gösteriyor. İnsanların birbirini ne kadar hızlı yargıladığını ama aynı hızla geri dönebildiğini hissettiriyor. Okurken sahneler akıp gidiyor, diyaloglar bir ritim gibi ilerliyor. Özellikle laf atışmaları oyunu sürekli canlı tutuyor Kuru Gürültü Komedyası sadece güldüren bir oyundan fazlası insanın sözlerle nasıl yanıldığını anlatan bir metin. İkili ilişkilerde duyduklarımızın
Bercesteden
Kuru GürültüWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,323 okunma
Puan vermedi·152 syf.·
2026 76. kitabı
“__İnsana da, insanlığa da düşmanım ben. Sana gelince', keşke köpek olaydın da Birazcık olsun sevebileydim seni!”__(s.77) Bu alıntıyla öfkeyle birlikte derin bir hayal kırıklığının dışa vurumu olarak karşımıza çıkarıyor, Timon’un geldiği noktayı değil, nasıl o noktaya sürüklendiğini anlatıyor. Bir zamanlar insanlara güvenen, veren, paylaşan birinin, aynı insanlardan gördüğü vefasızlıkla içten içe nasıl değiştiğini daha ilk satırda hissettiriyor. William Shakespeare, Atinalı Timon eserinin tonunu bir replikle kuruyor, sevginin nefrete dönüşebileceğini, insanın kırıldıkça sertleştiğini anlatmaya başlıyor. Oyunu ilk başlarda oldukça parlak ilerliyor. Timon herkese veren, insanları etrafında toplayan dostlukla beslenen bir karakter olarak kuruyor. etrafındaki insanların çoğu onun cömertliğinden besleniyor gerçekten bağlı kalmıyor. Apemantus’un “Övülmek isteyen övenden daha değerli değildir.” sözü daha baştan bu düzenin sahte olduğunu hissettiriyor. Zamanla Timon’un parası tükeniyor ve o kalabalık yavaş yavaş dağılıyor. İşte kırılma tam burada başlıyor. Bir zamanlar sofralar kurduğu insanlar ona sırtını dönüyor. Bu noktadan sonra oyun bir çöküşten çok, bir dönüşüme evriliyor. insana olan inancını tamamen kaybettiğini gösteriyor. İnsan verdiği kadar değer görmediğinde kırılmıyor sadece değişiyor da Timon’un yaşadığı şey bir hayal kırıklığından öte, insanlığa karşı duyduğu derin bir öfkeye dönüşüyor. Shakespeare hikayeyle dostluk kavramını sorguluyor. Gerçek dostlukla çıkar ilişkisi arasındaki farkı gösteriyor. İnsanların iyi gün dostu olduğunu, zor zamanlarda geriye pek bir şey kalmadığını net bir şekilde hissettiriyor. Okurken sahneler keskin bir şekilde değişiyor. Kalabalık ve canlı ortam yerini birden sessiz ve karanlık bir atmosfere bırakıyor. Bu geçişleri
Bercesteden
Atinalı TimonWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20242,320 okunma