Günümüzde ise 1. Dünya Savaşı'ndan beri artarak gelişen bir radikal hedonizm eğilimi gözlenmektedir. Gariptir ki, sınırsız doyum ilkesi ile boş zamanlardaki ve tatillerdeki tembellik anlayışı, endüstri çağının disipline edilmiş çalışma dü zeniyle temelden çelişmektedir ve çoğu kimse de bunun farkın da değildir. Çünkü yoğun çalışma ve bürokratik kısıtlamalara karşılık olarak, kendisine sunulan; televizyon, otomobil ve seks gibi şeyler ile insan, bu garip karşıtlığın içine yerleştirilmiştir. Çalışma yaşamının güç ve zorlayıcı koşullan kadar, hiç bir şey yapmamak da, insanı bunaltır ve sıkar. Yaşamın dayanılır ola bilmesi için, bu iki karşıt özelliğin kombine edilmeleri ve birbir-
leriyle dengelenmeleri gerekmektedir. Bu iki karşıt uç, yirminci yüzyıl kapitalizminin yol açtığı bir zorunluluktur. Çünkü siste min yaşayabilmesi, bir yandan büyük üretime ve onun için mo noton bir grup çalışmasına, öte yandan da üretilen mallann tü ketilmesine, y?ni boş zamana ve tüketim eğiliminin artmasına ihtiyaç gösterir.