Biz acımızı bir çuvala koyduk, Eva.
Sığdırdığımızı sandık, oysa
Acı, karanlıkta kendi köklerini bulan bir varlıktır.
Dallanıp budaklandı,
Rutubet çeken kuru bir soğan gibi
İçimizde, sessizce, inatla filizlendi
Ve çoğaldı, biz sustukça çoğaldı.
Şimdi geceyi emziriyorsun
O irinli göğsünden,
Kanlı, elemli bir geceyi.
Söyle, ne zaman sütten kesmeyi düşünüyorsun, Eva?
Ağzı sütten milyon kez yanan Eva,
Neden hâlâ yanmaya razı?
Biz acımızı kendi ellerimizle besledik.
Onu büyüten de bizdik,
Ondan medet uman da.
En yaramaz düşten, fesleğen kokulu bir uyku bekledik.
Oysa seni yazgıya bırakmadan önce
Kaç kez, kaç kez kuytu köşelerde uyardım.
En sevdiklerimizi ebediyete uğurlamadık mı?
Kucağımızdan kaç ilkbahar düşürdük?
Mevsimleri değil,
İhtimalleri yitirmedik mi aslında?
Şimdi söyle:
Kökü yanmış bir nar ağacından
Meyve vermesini nasıl bekleriz, Eva?