Betül G.

Betül G.
@Betulgndg7
Kusursuz.
10/10
·688 syf.··
Beğendi
·
2022 32. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2022 16:20
Suç ve Ceza benim uzun süre beklettiğim, bir şekilde okumayı ertelediğim bir kitaptı. Kalınlığı değildi benim gözümü korkutan, dilinin ağır olabilme ihtimali de değildi. Zaten genel olarak Dostoyevski'nin kitaplarının dili zor değil. Asıl zor olan anlamı, özü. Evet, buydu çekincem. Acaba kitabı tam olarak kavrayabilecek miyim? Özünü benimseyebilecek miyim? Çünkü öyle bir kitap ki Suç ve Ceza sıradan bir şekilde alıp okuyanların 'ne anlatıyor bu ya?' diyebileceği bir kitap. Eğer sadece olay örgüsüne odaklanıyorsa. Ama bu kitabın özünü kavrayabilenler ne dediğimi anlayacaktır. Gerçi böyle diyorum ama ben kavrayabildim mi acaba? Hâlâ bir soru işareti kafamda. Bu kitap sizi düşündürtüyor. Kapağını kapatıp bir iki dakika düşündüğünüz oluyor evet ki bu düşünme süreci sadece okuma sırasında gerçekleşmiyor. Kitap bitiyor hâlâ düşünür buluyorsunuz kendinizi. Dostoyevski'nin genel yazım tarzı bu sanırım. Okuyanı sürekli bir sorgulama sürecinden geçirtmek, bir nevi felsefi bir etkinlikte bulundurmak. Kitabın içeriğinden bahsedecek olursam, Raskolnikov adlı bir hukuk öğrencisinin yaşlı tefeci bir kadını mücevherlerini çalmak için onu baltayla öldürmesini konu ediniyor. Tabii ki bu cinayetin görünen sebebi. Bu de görünmeyen sebebi var. Raskolnikov'un kendisini (makalesinde de belirttiği gibi) sıradan biri olarak görmemesi belki de öteki sebep. Raskolnikov'a göre iki tip insan var. 'Sıradan olanlar' ve 'sıradan olmayanlar'. Sıradan olmayanların her suçu işlemeye, her kanunu çiğnemeye hakkı var. Çünkü sıradan değiller. Bu bule geçerli bir sebep Raskolnikov için. Çünkü ona göre sıradan olmayanlar bu dünyaya bir biçim verenler... Tabii ki sıradan olanları yermiyor. Onların da tabiatlarının bu olduğunu ve herkesin tabiatına göre davrandığını ayrıca herkesin var olma hakkına sahip
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2015194,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yarım kalan ilk büyük roman denemesi
9/10
·219 syf.··
2022 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2022 17:59
Netoçka Nezvanova Dostoyevski'nin yarım kalan ilk büyük roman denemesidir. Yarım kalmasının nedeni kitabı yazdığı yılda tutuklanıp Sibirya'ya gönderilip ancak on yılın sonunda Petersburg'a dönebilmesidir. Kitap hakkındaki görüşlerime gelecek olursam oldukça beğendiğim bir kitap oldu. Hatta biraz iddialı olacak ama yazarın en sevdiğim kitabı oldu her ne kadar sadece altı kitabını okumuş olsam da.. Netoçka Nezvanova oldukça fakir bir ailenin kızıdır. Babası o çok küçükken öldüğü için babasını hatırlamaz. Annesi, bir zamanlar müzikte oldukça başarılı olan ama sonrasında kendini içkiye verip müziği boşladığı için yeteneği körelen bir müzisyenle ikinci evliliğini yapar. Netoçka babalığına çok bağlıdır, babalığı da onu öz kızı gibi sever. Öyle ki Netoçka annesinden daha yakın görür onu. Gelecek hayalleri onunla ilgilidir, annesi öldükten sonra onunla birlikte güzel bir hayat yaşayacaklarına inanır. Fakat babalığı annesinin öldüğü gece terk eder onu, bir başına sokakta bırakıp kaçar. Netoçka arkasından ne kadar koşsa da yetişemez babalığına, çok yorulur ve yorgunluğun ve babalığının onu terk etmesinin verdiği hüzünle oracıkta bayılır. Uyandığında kendini temiz, sıcak bir yerde bulur ve asıl hikâyesi burada başlar. Daha fazla konusu hakkında bilgi vermeyeceğim zira okuyacak olanlar rahatsız olabilir. Kitapta Dostoyevski'nin inanılmaz gözlem gücünü ve ruhsal tahlillerini görebiliyoruz. Üstelik bu tahliller sizi sıkmıyor ve okurken keyif alıyorsunuz. Dili de oldukça sade ve anlaşılır. Kitapta tek sevmediğim özellik yarım bitmesi o da yazarla ilgili bir sorun değil zaten. Ama keşke Petersburg'a döndüğünde devam etseymiş romana çünkü yazsa gerçekten büyük bir roman olurmuş. Kitabın arka kapağındaki yazı da romanın değeri hakkında genel bir bilgi sunuyor bize. "Netoçka
Edebiyat
Netoçka NezvanovaFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 20163,059 okunma
Hayal kırıklığı
3/10
·168 syf.··
2022 23. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2022 14:35
Haruki Murakami merak ettiğim ve okumayı çok istediğim bir yazardı. Sonunda fırsat bulup okuyabildim. Ne yazık ki hayal kırıklığı ile sonuçlandı. Belki yazarın ilk kitabı olması belki de bana hitap etmemesi bu hayal kırıklığına neden olan. Şimdi biraz kitaptan bahsedeyim. Kitap bir biyoloji öğrencisinin son derece sıradan hayatını konu alıyor. Gencimiz hayatın anlamını mı arıyor anlamsızlığını bilemedim. Belki de hiçbir şey aramıyor. Sanırım doğrusu bu. Böyle dediğime bakmayın öyle felsefi bir kitap değil. Karakterimiz yattığı kızlardan, arkadaşlarından, okuduğu kitaplardan bahsediyor. Belirli bir olay örgüsü bile yok. Kitap, yazmakla ilgili şeylerle başlıyor ve öyle bitiyor. Emin değilim ama yarı otobiyografik bir roman olabilir. Birinci kişili anlatımla yazılmış ve bu da okumayı kolaylaştırıyor hâliyle. Kitap hakkında söyleyebileceklerim çok sınırlı. Bunda kısa olmasının ve dümdüz bir kitap olmasının etkisi var. Kelimenin tam anlamıyla dümdüz ve bomboş bir kitaptı. Vakit kaybı diyebilirim. Okurken sıkılmazsınız ama bir şey katmasını veya bir anlam aramayı beklemeyin. Okumanızı önermem tabii size kalmış. Dediğim gibi bu kadar merak ettiğim bir yazar beni hayal kırıklığına uğrattı ama bu, yazara başka kitaplarıyla devam etmeyeceğim anlamına gelmiyor. Bir şans daha vereceğim tabii. Kısa bir inceleme oldu ama bu kadarı bile kâfi bu kitap için. Umarım beğenirsiniz.
Edebiyat
Rüzgarın Şarkısını DinleHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20207,4bin okunma
Oblomovluk
8/10
·632 syf.··
2022 13. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2022 00:19
Karakterden bana da bulaşan bir Oblomovlukla kitabı uzun süre sonra bitirdim. Aslında hiçbir sebebi yok. Dili gayet basitti ve okumamı engelleyen bir meşguliyetim yoktu. Dediğim gibi sanırım kitabın karakterinden bana bulaşan bir şeydi. İncelememe geçecek olursam kitap oldukça üşengeç bir adam olan Oblomov'un (İlya İlyiç) hayatına giren insanlarla birlikte değişen belki de değişmeye çalışan hayatını konu ediniyor. Oblomov'un (İlya İlyiç) üşengeçliği öyle bir boyutta ki bir koltuktan diğerine ilk yüz sayfadan sonra geçebilmişti ancak. Uşağı Zahar yardımıyla işlerini halledebilen hatta çorabını bile yardım olmaksızın giyemeyen bir adamdan söz ediyorum. Öyle ki bu üşengeçlik bir hastalık boyutundaydı. Oblomovluk. Oblomovka köyünde doğmuş ve büyümüş olan Oblomov'un çevresi ve ailesi de böyleydi. Hepsinde bir Oblomovluk vardı. İşlerini hep başkaları yaptığı, sırtları yere gelmediği için de bir sıkıntı olmuyordu onlar için çalışmamak. Oblomov'da da durum böyleydi. Oblomov'daki çiftliğinden gelen geliriyle hayatını idame ettirebiliyordu. Üstelik bir soylu sayılıyırdı Oblomov. Bu her ne kadar umurunda olmasa da. Çünkü Oblomov ne evden çıkardı ne insan yüzü görürdü. Gündemde olan haberler, ülkenin durumu, kim ne yapmış ne yapmamış ilgilenmezdi. Onun kafasında sadece geleceğe dair birtakım hülyalar vardı. Gelecekteki eşi ile mutlu ve sakin bir hayat sürecekti o. Hiçbir hayat kaygısı olmayacaktı. Böyle bitecekti ömrü. Oblomov'un çocukluğundan beri en yakın arkadaşı olan Ştolts onu hayata döndürmek, bu Oblomovluk'undan kurtarmak için elinden geleni yapıyordu. Onu ziyafetlere, operalara götürüp açılmasını istiyordu. Hep evde durmak neye yarardı. Üstelik çalışmadan, bir amaç olmadan yaşamak Ştolts'a göre bir şey değildi. Oblomov'un tam tersiydi o. Ama kalpler birleşti mi benzerlik
Edebiyat
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
Saplantı!
7/10
·304 syf.··
2021 53. kitabı
İçerisinde aşk olmayan bir aşk romanı. Saplantı, hastalık belki. Ama kesinlikle aşk değil. Aşk bu değil. Bu olmamalı. Buysa eğer dünya gerçekten kötü bir yer diyeceğim. Hiçbir duygunun olmadığı sadece insanların menfaatleri uğruna 'sevdiği' insanları hapsetmeleri diyeceğim. Adeta bir koleksiyon yaparcasına... Akvaryumdaki balıkları seyredercesine... Ama hoş izlenimler uyandıran bir seyretme değil bu. Balığa karşı güçlü olma duygusu, onun içeride kendinin dışarıda oluşuyla bir tür tatmin duygusu. Ya da daha çok bir kelebeği kendi pis zevklerine alet ederek avlayan bir kelebek koleksiyoncusunun hisleri diyelim. Kitabın konusuna geçmeden önce kitaba çok sevdiğim ve kitap seçimlerine güvendiğim bir kanalın önerisiyle başladığımı ve keşke,  onun lafını dinleseymişim de ilk Shakespeare'ın Fırtına kitabını okusaymışım adlı pişmanlığımı belirteyim. Size önerim ilk Fırtınayı okuyup hemen ardından bu kitabı okumanız. Kitabın konusundan bahsedecek olursam; saplantılı (hastalıklı) bir aşık olan Ferdinand' ın bir bahisi kazanmasıyla başlıyor hikâye. Kazandığı bahisten yüklü bir miktar para alan Ferdinand çalıştığı iş yerini ve çoğu şeyi terk ederek (halası ve kuzeni dışında kimsesi olmadığını düşünürsek çok da bir şeyi ardında bırakmıyor aslında) aynı caddede oturduğu ve birkaç yıldır saplantı biçimini alan bir şekilde sevdiği kızı kaçırma kararı alıyor. Aslında başlarda, kitabın ilk sayfalarında (kaçırma bahsi geçmeden) galiba hoş bir aşk kitabına benziyor dedim. Çünkü masum ve tatlıydı kitabın ilk sayfaları. Ta ki kızı kaçırana kadar. Kızdan da (Miranda) bahsedecek olursak; henüz liseden mezun olmamış, sanata ilgili ve entelektüel diyebileceğimiz bir tip. Kısa kesecek olursam Ferdinand'ın Miranda'yı kaçırılmasıyla ve gelişen olaylarla devam eden bir kitap. Konusu dışında beni
Edebiyat
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202411bin okunma